GİMDES GÖNÜLLÜ GENÇLİĞİN ERKEK GURUBU İLE TOLANTI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Hoşgeldiniz: Gıda Raporu - Yediklerimiz İçtiklerimiz Helal mi?
ANA SAYFAHELAL-HARAME KATKI MADDELERIZIYARETCI DEFTERI
URUNLERDE KATKI MADDELERIYENIDEN GIDA RAPORUSIK SORULAN SORULARNEDEN UYE OLMALIYIZ?


· Ana Sayfa
· En çok okunanlar
· Konular
· Makale Arşivi
· Site İçi Arama
· Sitemizi Tavsiye Edin
· İrtibat / Eleştirileriniz
· Ziyaretçi Defteri

RADYO GIMDES

YASAL UYARI

Son Çıkan Kitaplarımız
Helal Lokma kitabı

Daru'l Halal Medresesi
Daru'l Halal Medresesi

Günün Ayeti
"Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? " Ali İmran 71

Günün Hadisi
"Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları dövün, yataklarını da ayırın." Hz. Amr İbnul As(r.a.)

EDİTÖR'DEN MESAJLAR
  • Bu Site Niçin kuruldu?
  • Gıda Raporu Kitabı Hakkında
  • Muhterem Ziyaretçilerimiz!
  • Üretici, İthalatçı, Satıcı, Kamu Yöneticisi ve Tüketicilerimize Duyurudur
  • Gıda Günlüğü Hizmetinizde
  • Domuz Tartışması
  • Okuyucu Sorularına Cevabımız

  • Site İstastiği
    şu ana kadar
    47183745
    sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003

    Reklamlar

     

    GİMDES GÖNÜLLÜ GENÇLİĞİN ERKEK GURUBU İLE TOLANTI GERÇEKLEŞTİRİLDİ


    Gönderen:huseyin Tarih: 07/07/2019 01:40
    konferans GİMDES GÖNÜLLÜ GENÇLİĞİN ERKEK GURUBU İLE TOPLANTI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

    …Helal Lokma gönüllüsü genç kardeşlerim de ebedi saadete erişen kutlu insanlardan olmak istiyorlarsa, Allah Resulünün ve muhterem sahabelerinin gittiği yoldan gitmeleri; Kur’an ve sünnet ışığında hayatlarını idame ettirmeleri hakiki gönüllülük umdelerine uygun eylem ve uygulamalar içerisinde olmaları gerekir…


    GİMDES gönüllü gençlik gurubu Dünya Helal Vakfı Eğitim salonlarında kahvaltılı bir proramda biraya geldiler ve önümüzdeki zaman dilimindeki çalışmaların yol haritası üzerinde istişare görüşmeleri yaptılar. Görüşmelerin önünde Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER ‘gönüllülük ilahi bir kavramdır. Gönüllülerin ilk önderleri ise Peygamberler olmuştur' başl’klı bir sohbet gerçekleştimiştir. Aynı maksatla, aynı mekanda 22 Haziranda, Hanımlar gönüllü gurubu ile de kahvaltılı bir toplantı gerçekleştirilimişti.

    Toplatılarda GİMDES Başkanımızın yaptığı sohbeti bilgilerinize sunuyoruz.

    “İlk gönüllüler Peygamberler olmuştur. Bu nedenle gönüllülük aslında İlahi bir temele dayanmaktadır. Gönüllülük sırf fi sebilillah için yapımalıdır. Peygamberler yaptıkları her tebliğden sonra;

    “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”(ŞUARA 109) demişlerdi

    Yunus Emremiz de şöyle deyişlerde bulunmuş. Ben gelmedim dava için Benim işim sevi için Dostun evi gönüllerdir gönüller yapmaya geldim

    Bir kez gönül yıktın ise Bu kıdığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil

    Peki!!!Gönül ne demektir?

    Gönül kelimesi Türkçe olup, Farsça “dil”, Arapça “kalp” kelimelerine karşı gelir. İnsanın ma’nevî varlığı, moral gücü, sevgi, nefret, merhamet, inanç, iyi-kötü, bütün duygularını ifâde eden bir terim olarak tanımlanır. Gönül rehberliğinde ancak, gerçeğe ulaşılabilinir. Akıl duygularla elde edilen bilgilerin kaynağı ise; gönül ma’rifet ve irfanla kazanılan bilgilerin kaynağıdır.

    Şüphesiz insan hayatının en verimli ve en değerli dönemi ‘gençlik dönemi’dir. Gençlik dönemi; heyecanın azmin ve coşkunun en yüksekte olduğu bir dönemdir. Bu dönemde kişi, dinamik, enerjik ve çok hareketlidir. Gençlik dönemi kişide birçok değişimin meydana geldiği bir dönemdir. Bu değişimin etkileri devam eden hayatın her alanına sirayet eder. Bu değişimin olumlu ya da olumsuz gelişimi şüphesiz bu kişinin kendi iradesi ile yakından ilgilidir.

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in birçok ayet-i kerimesinde Allah Teâlâ yolunda mücadele eden, insanlığın ve toplumun huzur ve saadeti için uğraş veren örnek şahsiyetli gençlerden söz edilmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:

    Kur’an- Kerim’de, Hz. Âdem’in iki oğlundan biri olan Habil, olumlu, sorumlu, yaratıcısına ve O’nun kullarına saygılı ve takvalı bir genç olarak anılır.

    Hz. İbrahim’in daha genç yaştayken tek başına kavmine karşı mücadeleye giriştiğinden ve tevhid bayrağını dalgalandırmak için daimi bir uğraş verdiğinden övgüyle bahseder.

    Hz. Yusuf’un bütün olumsuz şartlara rağmen nefsine dur dediğini, şeytanın hile ve tuzaklarından ve vesveselerinden Allah Teâlâ’nın yardımıyla kurtulduğunu bildirir.

    Hz. Musa’nın nübüvvet görevinden önce sürekli Rabbine sığındığını, tevekkül ettiğini ve hiçbir şekilde nefsinin istek ve arzularına uymadığını anlatır.

    Hz. Yahya’nın çocukluk ve gençlik yıllarında bile hikmet ehli olduğunu, ana ve babasına itaatte kusur etmediğini ve her yönüyle çocuklara ve gençlere örnek olduğunu beyan eder.

    İffet timsali Hz. Meryem’in beşeri bir ilişki olmaksızın mucizevî bir şekilde nasıl anne olduğunu ve suçlamalara karşı kendisini nasıl savunduğunu açıklar.

    Ashab-ı Kehf olarak bilinen gençlerin, inançlarını yaşama uğruna ülkelerini terk edip bir mağaraya sığınmalarından ve mağarada mucizevi bir şekilde çok uzun bir süre kaldıklarından söz eder.

    Kur’an-ı Kerim, Hz. Lokman’ın genç oğluna yaptığı tavsiyelerden de söz eder. O tavsiyelerden bazıları şunlardır: “Ey oğul! Allah’a şirk koşma! Allah her yaptığını ortaya çıkarır! Namazını dosdoğru kıl! Kasılarak yürüme! Bağırarak konuşma! Takvayı esas al! Tövbeyi geciktirme! Cahille dost olma! Günahlardan ve yalandan sakın! Allah’ın isminin anıldığı meclislere katıl! İyiliği emret ve kötülükten vazgeçir! Tembel olma! Acele etme! Başa gelene sabret.” Aslında bu tavsiyeler, evrensel tavsiyeler olup Hz. Lokman’ın oğlunun şahsında tüm gençliğe yapılmıştır.

    Tabi Kur’an-ı Kerim, gönüller sultanı Hazreti Muhammed (sav)’in yüce ahlakından da söz eder;doğarken babadan yetim, çocukken de anneden öksüz kalan Allah’ın sevgili Resulünü yediden yetmişe herkese örnek gösterir.

    En güzel örnek Hazreti Muhammed (sav)’in o nurlu döneminde de, şan ve şeref sahibi Allah Teâlâ’nın kutlu davası için mücadele eden, gayret sarf eden, emek harcayan, gecesini gündüzüne katıp insanların hak ve hakikati görmelerini sağlayan nice genç sahabe vardı.

    O genç sahabeler, Hazreti Muhammed (sav)’in Peygamberliğinin ilk yıllarından itibaren etrafında pervane olmuşlardı. Yaşlı kodamanların birçoğu sevgili Peygamberimizin ilahi çağrısına şiddetle karşı çıkarlarken, bu ilahi çağrının sahibi Efendimize olmadık eziyetleri reva görürlerken, hatta öldürmeyi düşünmüşlerken, gençler bu çağrıya kulak vererek kâinatın efendisinin davetine icabet etmişler ve aziz İslam dinine destek vermişlerdi.

    . Bedir ve Uhud harbine katılan o kahraman ve korkusuz sahabelerin çoğunluğu genç sahabelerdi. Sahabeler arasında Hadis, Fıkıh ve Tefsir alanında öne çıkanlar Peygamberimizin genç sahabeleri, genç âlimleriydi. Aziz İslam dini için zulümlere ve baskılara cesaretle göğüs gerenlerin ilkleri yine genç sahabelerdi. Hz. Ali, Cafer-i Tayyar, Zübeyr b. Avvam, Talha b. Übeydullah, Sad b. Ebi Vakkas, Mus’ab b. Umeyr, Abdullah b. Mesud, Abdurrahman b. Avf, Suheyb, Yasir, Bilal ve diğer birçok sahabe İslam’la şereflendiklerinde yaşları çok gençti.

    Helal Lokma gönüllüsü genç kardeşlerim de ebedi saadete erişen kutlu insanlardan olmak istiyorlarsa, Allah Resulünün ve muhterem sahabelerinin gittiği yoldan gitmeleri; Kur’an ve sünnet ışığında hayatlarını idame ettirmeleri hakiki gönüllülük umdelerine uygun eylem ve uygulamalar içerisinde olmaları gerekir. Bununla beraber Müslüman gençlerin, şu tavsiyelere de kulak vermeleri gerekir.

    Hayatlarının en verimli ve en değerli çağının ve aynı zamanda en dinamik ve en kritik zamanının gençlik olduğunu unutmamalı; geçen her saatin önemini bilerek değerlendirmelidirler. “İki şeyin elden gitmeden, değerini anlamak zordur: Biri sağlık, ötekisi de gençliktir.” (Hz. Ali)

    Yaratılış gayelerinin Allah Teâlâ’ya kulluk olduğunu bilmeli; bu gaye doğrultusunda yaşamaya gayret etmeli ve özellikle dünya hayatının bir imtihan süreci olduğunu unutmamalıdırlar. “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” ayetini sürekli hatırlamalıdırlar.

    Allah'a karşı görev ve sorumluluklarını halisane duygularla ve layıkıyla yerine getirmeli, ibadetlerin kabulünün İhlâs’a bağlı olduğunu ve ihlâs’ın ebedi saadete vesile olduğunu unutmamalıdırlar. Özellikle de, ilim-amel-ihlâs düsturunu rehber edinmelidirler. Çünkü ilimsiz amelin bir anlamı olmayacağı gibi, ihlâs gözetilmeden yapılan bir amel de Allah katında makbul olmaz.

    Amellerin boşa gitmesine sebep olan riya ve gösterişten kaçınmalıdırlar. Riya ve gösteriş için yapılan ibadetin kişiye hiçbir fayda vermediğini, sevap kazandırmadığını unutmamalıdırlar.

    İslam’ın hakikatleri ve ilahi düsturlarıyla beraber, güzel ahlak önderi Hz. Muhammed (s.a.v)’in ders dolu örnek hayatını öğrenmeli, öğrendikleriyle amel etmeli ve başkalarına da öğretmeye çalışmalıdırlar. İbadet ve itaat, hayâ ve iffet, doğruluk ve dürüstlük, güler yüz ve güzel ahlak gibi davranışlarla örnek olmaya çalışmalıdırlar.

    Zamanı daha verimli değerlendirme adına mutlaka günlük, haftalık ve aylık programlar hazırlamalı ve bu programlara eksiksiz riayet etmeye çalışmalıdırlar. Okumanın, gelişme ve ilerlemenin en önemli aşaması olduğunu bilmeli ve düzenli okuma saatleri belirlemelidirler. Özellikle de, Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çok büyük ehemmiyet göstermeli ve düzenli olarak okumalıdırlar.

    Yapılan hata ve yanlışlardan hemen sonra muhakkak tövbe etmeli; tövbeleri çokça kabul buyuran Allah Teâlâ’nın af, mağfiret ve rahmetinden ümit kesmemelidirler. “Allah Teâlâ, çölde devesini kaybedip sonra bulan kimseden çok, kulunun tövbe etmesine sevinir” hadisi üzerinde tefekkür etmelidirler.

    “Bir kimsenin vesilenizle hidayete ermesi yeryüzünde bulunan ve güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” tavsiyesini şiar edinmeli, İslamî davet çalışmalarını (Emr-i bi’l ma’ruf, nehy’i ani’l münker sorumluluğunu) aralıksız sürdürmeye çalışmalıdırlar.

    İslam’a uygun bir evlilik yapmalı, özellikle günümüzün en belirgin hastalıklarından biri olan evlilik dışı ilişkilerden ve bu yola götürecek söz ve davranışlardan şiddetle uzak durmalıdırlar.

    Kardeşlerinin dertleriyle dertlenmeli, işleriyle meşgul olmalı ve özellikle de, Din-i Mubin’in selameti yolunda istek ve arzuyla çalışmalıdırlar. Her gece yatmadan evvel nefislerini muhasebeye çekmeli; işledikleri cürümlerden tövbe ve yaptıkları iyilikler için de şükür etmelidirler.

    Dijital medya,Televizyon ve internetin fayda ve zararlarını iyice bilmeli ve bu bilgiler doğrultusunda, ihtiyaç halinde ekran başına geçmelidirler. Gelişmelerden haberdar olmak adına, güncel konuları ve özellikle Ümmet-i Muhammedî ilgilendiren haberleri takip etmelidirler.

    Gittikleri ortamlara uyan değil, ortamları, İslam’ın hakikatlerine yönlendiren olmalıdırlar. Kötülükleri görmezlikten gelmemelidirler. Gördükleri kötülükleri düzeltmeye çalışmalıdırlar. Daima şiarı “iyiyi tavsiye,kötülükten men etme olmalıdır. Gururlu, kibirli ve inatçı olmamalı; mütevazı, cömert ve yumuşak huylu olmalıdırlar…

    “Her kim Allah’a ve O’nun Resulüne (koydukları hükümlere ve çizdikleri sınırlara) itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları Cennetlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.” [Nisa / 13]

    konferans konferans


     
    Haber Puanlama
    Ortalama Puan: 5
    Toplam Oy: 5


    Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

    Kötü
    İdare Eder
    İyi
    Çok İyi
    Mükemmel



    Seçenekler
    Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder

    

    Gıda Raporu 2003-2017
    1024x768 Ekran Çözünürlüğünde Tasarlanmıştır
    RSS
    Her Hakkı Saklıdır İzinsiz Alıntı Yapılamaz.