TEKNİK BİLİM KURULU ÜYESİ PROF.DR.ALİ NİHAT ESKİOĞLU MERKEZİMİZİ ZİYARET ETTİ.
Hoşgeldiniz: Gıda Raporu - Yediklerimiz İçtiklerimiz Helal mi?
ANA SAYFAHELAL-HARAME KATKI MADDELERIZIYARETCI DEFTERI
URUNLERDE KATKI MADDELERIYENIDEN GIDA RAPORUSIK SORULAN SORULARNEDEN UYE OLMALIYIZ?


· Ana Sayfa
· En çok okunanlar
· Konular
· Makale Arşivi
· Site İçi Arama
· Sitemizi Tavsiye Edin
· İrtibat / Eleştirileriniz
· Ziyaretçi Defteri

RADYO GIMDES

YASAL UYARI

Son Çıkan Kitaplarımız
Helal Lokma kitabı

Daru'l Halal Medresesi
Daru'l Halal Medresesi

Günün Ayeti
"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir." Ali İmran 139

Günün Hadisi
"Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir." Hz.Ebu Zer (r.a.)

EDİTÖR'DEN MESAJLAR
  • Bu Site Niçin kuruldu?
  • Gıda Raporu Kitabı Hakkında
  • Muhterem Ziyaretçilerimiz!
  • Üretici, İthalatçı, Satıcı, Kamu Yöneticisi ve Tüketicilerimize Duyurudur
  • Gıda Günlüğü Hizmetinizde
  • Domuz Tartışması
  • Okuyucu Sorularına Cevabımız

  • Site İstastiği
    şu ana kadar
    47398341
    sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003

    Reklamlar

     

    TEKNİK BİLİM KURULU ÜYESİ PROF.DR.ALİ NİHAT ESKİOĞLU MERKEZİMİZİ ZİYARET ETTİ.


    Gönderen:huseyin Tarih: 13/12/2015 23:00
    kadir TEKNİK BİLİM KURULU ÜYESİ PROF.DR.ALİ NİHAT ESKİOĞLU MERKEZİMİZİ ZİYARET ETTİ.

    Ziyareti esnasında Seminer salonumuzda Eskioğlu Hocamızla helal yaşam ve helal ürün tüketimi ve beslenme biçimlerimiz konularında söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz de hocamızın hastalıklar ve tedavi yöntemleri konularında tecrübelerini bizlere aktardı. Tükettiklerimizin ve yaşam biçimimizin ruhumuza ve bedenimize etkilerini canlı örnekleri ile anlattı.

    Kendi Kendimizin Doktoru olalım
    Mikroplardan Korkmayın, Onlara Zemin Hazırlamaktan Korkun!

    Helal yaşamın en önemli halkasının helal lokma olduğunu her fırsatta vurguluyoruz bu hususta beslenme biçimimizde nelere öncelik vermeliyiz?


    Gıdaları ölü gıdalar ve diri gıdalar diye ikiye ayırıyoruz. Ölü besinler vücudumuzun kendini yenileme kudretini azaltan besinlerdir. Rafine unlu, rafine şekerli gıdalar bu cinstendir.Bir de bedenimizin kendi kendini yenileme kudretini artıran gıdalar vardır;İşte bunlara canlı besinler ismini verirsek,taze olmak şartlarıyla bütün sebze ve meyveler, proteinli gıdalar (fazlasından kaçının),yağlı tohumlar, canlı besinlere örnektirler.

    Hemen hatırlatalım ki bu sebze ve meyveler zirai ilaçlardan suni gübrelerden uzak tamamen doğal olarak yetiştirilmelidir. Fransız Şifalı Bitki uzmanlarından Maurice Messegue “Tabiat Haklıdır” İsimli kitabında, belediye reisi olarak memleketi olan Fransa’da bu sahadaki mücadelesini nasıl verdiğini uzun uzadıya anlatılır.

    sebze ve meyvelerin dalından koparıldıktan sonra fazla bekletilmemiş olanlarını, ya çok hafif ateşte pişirerek, daha da iyisi çiğ olarak yemelidir. Canlı (vital) gıdalar içerisine proteinleri de katıyoruz, ama hayvani olanlarını ihtiyatlı ve az tüketmeliyiz.

    Araştırmalar, zengin proteine sahip bir haftalık bir beslenme türünün, mikroplara karşı vücut direncini yüz katına çıkardığını göstermiştir. Vücudumuzu enfeksiyonlara karşı dayanıklı tutabilmek için, yaşa, bedene, sıhhate göre değişmek üzere 60 ila 100 gram kadar günlük protein almamız lazımdır. Protein eksikliğinde kansızlık, tansiyon düşmesi, yorgunluk, zayıf kaslar , hastalıklara dirençsizlik, gelişme çağında büyümenin yavaşlaması gibi aksaklıklar zuhur eder.

    Protein hatta o kadar önemli ki insanın ruhi yapısına bile tesir ediyor, mesela hafıza zayıflıyor, insan düşüncelerini toparlayamaz oluyor. Bununla beraber fazla alınırsa, vücutta kullanıldıktan sonra geride bıraktıkları üre, üre asidi gibi artık maddeler kanda ve kaslarda normalden fazla birikir. Bunları temizlemeye çalışan böbrekler ve karaciğer yorulup hastalanır; görevlerini hakkıyla yapamadıklarından kalp ve eklemlerde ağrılar (romatizma ağrıları ) oluşur; damar ve kalp hastalıkları zuhur eder.Aşırılığa kaçılmamalıdır.

    Kasların ,kanın,kılların, tırnakların, kemiklerin, dişlerin tamiri ve sıhhati için çeşitli minerallere de vücudumuzun ihtiyacı vardır. Bunlar da muntazam alınmazsa bazı hastalıklar ortaya çıkar. Meyve ve sebze başta olmak üzere her türlü yiyeceğin tazesini, çiğ olanını (Muhakkak pişirmek zorunda isek, hafif ateşte az pişmişini) tercih ediniz . Bilindiği üzere, vitaminlerin bir kısmını sebze ve meyvelerden alırken, bazılarını tahıllardan , yumurtadan, karaciğerden ,tereyağından,v.s alırız.Yiyeceklerin taze ve kaliteli olanları tercih edelim. Vücudumuz enzim ve hormonları bizzat yaparken, vitaminleri dışarıdan almak zorundayız.

    Hastalıklardan nasıl korunabiliriz?
    Kendimizin doktoru olalım!


    1995 Ekim ayında, bir aylık seyahatine çıkmıştım. Bu seyahat esnasında önce burnumda akıntı başladı. Tahminimce saman nezlesi idi. Derken ifrazat fazlalaştı. Kasım ayında 2-3 hafta boyunca burun kanaması vuku buldu, sonra aylarca devam eden burun tıkanması.Tabii, bu rahatsızlık boyunca doktorlara, hastanelere müracaatım oldu. Anti alerjik ve antibiyotik dahil pek çok ilaç kullanmama rağmen bir türlü rahatlayamıyordum. Sonra G. Hauser’ın bir kitabında A vitamini ile tedavinin mümkün olduğuna rastladım. Bütün ilaçları bırakarak Dua ve A vitamine devam ederek, havalarında ısınmasıyla düzelebildim. Ama fark etim ki kullandığım burun damla ve spreyleri burnumda bir hayli tahribat yapmışlardı. Zira artık koku alamıyordum.

    Çocukluğumda sıtmaya yakalanmış, uzun yıllar bu hastalığı çekmiş;sonra da 55 yaşına kadar pek çok ilaç kullanmıştım. 40 yaşlarımda bir sıkıntıdan dolayı sağlıkla ilgili eserlere müracaata başladım. Böylece dengeli beslenmenin sağlık açısından büyük önemi olduğunu anladım. O tarihten itibaren (Takriben 1970) evimde kepekli ekmek yapıldı. Buna, büyük şehirlerimizde kepekli ekmek imal edilinceye kadar devam ettik. Şimdi artık ekmek bayilerinde kepekli ekmek bulabiliyoruz.

    İnsanoğlunun ömrünün ikinci yarısında mikroplu hastalıklara meyli artmaktadır, bu rahatsızlıklardan uzak kalabilmek için vücudun mukavemetini (mikroplara karşı koyma direncini) arttırmaya çalışılmalıdır. Bu tedbirler:

    1-Zengin proteinli bir haftalık bir beslenme kürü beden direncimizi 100 kat arttırabilmektedir. En zengin,en yoğun kolay hazmedilebilen protein kaynağı süt tozudur.
    2-Alınan vitamin miktarını da arttırmalı. Bilhassa A,C,E vitaminleri ihtiva eden yiyecekleri ve meyvelerin sularını daha bol tüketmeli ki mezkur vitaminler doğal yoldan alınmış olsun.

    Vücudumuzdaki organların sıhhatli ve genç kalabilmesi temiz ve kirli kan dolaşımlarının çok sıhhatli olmasına bağlıdır. İltihaplı, hasta bir organ (ki bunların başında çürük bir diş veya bademcikler gelir)kanı zehirler; bu iltihap yuvası yok edilmedikçe damar iltihaplarından, gut hastalığından kurtulmak mümkün değildir.

    Medeni dünyada, orta yaştaki pek çok insanın ani ölümüne sebep olan koroner damar hastalıklarından korunmak ve hastalık nedeni ile hastaneye düştükten sonra da, tıbbi müdahale ardından,normal yaşantıya dönebilmek için en tesirli yolun, ölçülü vücut hareketleri, olduğu gösterilmiştir.

    Hareket, düzenli yapıldığı takdirde, kalp hastalıklarını önler; zihni açık tutarak, yaşlılıkla mücadelede önemli bir adımı oluşturur; diyabetin ve kanserin önlenmesinde rol oynar; enerji seviyesini arttırarak, ruhsal durumumuzun düzelmesinde ve günün stresinden kurtulmamıza yardımcı olur; romatizma menşeli eklem hastalıklarını geciktirir; kemiklerimizi ve kaslarımızı güçlendirir. İşte hareket bu derece önemlidir. Kalpten rahatsızlık ihtimali olanlar, muhakkak doktor kontrolünde başlayıp devam etmelidirler.

    Fazla derecede kas faaliyeti, derin ve sık nefes almayı gerektirir; bu da oksijen alınmasını ve karbon gazının atılmasını çoğaltır. Böylece kan temizlenmiş olacağından, mikroplara karşı büyük direnç kazanır. Kısaca insan kendi kendinin doktoru olmalıdır.

    Günümüzde hastalık ve hasta insan sayısında artış olduğunu görüyoruz. Günümüz tedavi yöntemleri hakkında düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

    Bedenimizin sağlıklı olması için tek tek sağlık problemleri ile uğraşmak hem uzun, hem de akıllıca bir hareket değildir. Yapılacak en önemli husus ‘’İmmün Sistemi’’( bağışıklık sistemini) güçlendirmeye gayret etmeliyiz. Bu hususta tıbbi oruç ile tadavi yöntemine önem vermenizi tavsiye ediyorum.Bu hususta bizzat kendimden canlı örnek vermek istiyorum.

    Bir komşumun gelini, eşiyle birlikte,boğazındaki farenjit sebebiyle, otuz boğaz-burun –kulak mütehassısına göründükten sonra, şifa bulamayarak bana geldi. Ben ona,bir müddet, hiçbir şey yemeyerek sadece su içerek yaşamasını tavsiye ettim. Zira hasta olan bir yabani hayvan hastalandığında hiçbir şey yemez, suya yakın yatıp bazen kalkıp, ara sıra su içer; bu doğal bir davranıştır.

    Sadece su içerek yaşandığında, vücut zehirleri (toksinleri) atarken, bedenin herhangi bir yerinde kanser varsa beden onu da yok eder( yani vücudumuzdaki fazlalıkları, zehirleri atarken, yok ederken kanserli hücreleri de yok eder).İşte açlıkla tedavi bu derece tesirli ve güzeldir.

    Tüm hastalıkların ana kaynağı organlarda atık birikimlerdir;yani,kireç,iltihap,öldükten sonra vücuttan atılması zor olan kokuşmuş hücreler;mukus ve toksinler.Hastalık yapıcı bu zehirlerden ancak tıbbi oruçla kurtulabiliriz.Bunları oluşturan sebepler ise yediklerimiz ve içtiklerimizdir.

    Orucun yardımı ile bedeninizi temizledikten sonra, onun ’’gerçek sahibinin’’ kalbinizde yerleşmesi mümkündür. Bütün varlığınızla, saf bir gönülle orucu tutup duaya devam ediniz.

    kadir































    kadir


     
    Haber Puanlama
    Ortalama Puan: 5
    Toplam Oy: 9


    Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

    Kötü
    İdare Eder
    İyi
    Çok İyi
    Mükemmel



    Seçenekler
    Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder

    

    Gıda Raporu 2003-2017
    1024x768 Ekran Çözünürlüğünde Tasarlanmıştır
    RSS
    Her Hakkı Saklıdır İzinsiz Alıntı Yapılamaz.