 |
Site İstastiği |
 |
|
şu ana kadar 68452353 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003
|
|
|
 |
| |
Gönderen:huseyin Tarih: 08/06/2016 23:14
SÜT SORUNUMUZ,SÜT İÇMEYİN,İÇİRMEYİN PROPAGANDASI
Toplum sağlığı için zerre kadar fayda sağlamayan renkli-renksiz-kolalı gazlı ve enerji içecekleri için yaygın propaganda ve reklamların yoğunlukla devam ettiği bir zaman diliminde, “süt içmeyin, içirmeyin” manasına gelebilecek haberler ve kampanyalar topluma yönelik adeta bir tehdit oluşturmaktadır.
Şüphesiz ülkemizde her üretilen üründe olduğu gibi süt üretiminde de iyi niyetli, kötü niyetli üreticiler bulunmaktadır. Ancak bu durum, toplumu sütten tamamen uzaklaştıracak tehlikeli bir sonuca getirmemelidir.Zira süt Allah’ın insanlara lütfettiği çok kıymetli ve ucuz bir nimetidir.
Ne yazık ki yanlış politikalar sebebi ile insanımız bu nimetten yeteri kadar faydalanamamaktadır. ABD’de fert başına yıllık 230 litre içme paket süt tüketimi gerçekleşirken bizim ülkemizde bu rakam 30-40 litredir. Aksine hiçbir faydası olmadığı, bilakis pek çok zararları bilindiği halde meşrubat tüketimi fert başına 50 litreyi bulmaktadır.
Gerçekleri yansıtmayan aşırı abartılı reklamların yönlendirmesi, bilinçsiz beslenme alışkanlıkları, yeni şeylere karşı hayranlık ve kamu kurumlarının halkı doğru bilgilendirmede gösterdiği acziyet, ister fakir ister zengin muhitlerde olsun süt yerine kola ve boyalı/boyasız, gazlı/gazsız içeceklere aşırı bir düşkünlüğün oluşmasına sebep olmuştur. Kola ve renkli/renksiz gazozlar artık çoğu ailelerin olmazsa olmaz içeceği haline gelmiştir. Sofraya oturulunca hemen bardaklara su yerine kola, gazoz türü içecekler dolduruluyor.
Peki, bu gelişi güzel ve bilinçsiz alışkanlıklarımızın sağlığımıza ve dinî hayatımıza zarar verebileceğini neden düşünemiyoruz? Devlet, bir zamanlar paket süt yapımcılarına kayıtsız destek verme uğruna, namuslu açık süt satıcılarını da töhmet altında bırakacak beyan ve baskılar oluşturduğu yanlış uygulamayı unutmadan, yeni yanlışlarla insanları büsbütün sütten uzaklaştıracak beyan ve uygulamalardan uzak durmalıdır. Acilen UHT yerine Pastorize ve güvencesi sağlanmış açık günlük süt arzını genişletmeye imkân sağlayacak mevzuat kolaylıkları sağlanmalıdır.
Özellikle son 50-100 yıl içinde doğal olmayan, işlenmiş ve katkı maddeleri konulmuş gıdalar, margarin gibi kimyasal yolla katılaştırılmış, ayçiçeği, mısır, kanola gibi sıcak preslenmiş, genleri ile oynanmış sıvı yağlar kola ve gazoz cinsi içecekler aşırı şekilde kullanılmaya başlanmış; buna karşılık taze sebze, meyve, tereyağ, zeytinyağı, süt ve tencere yemeklerinin tüketiminde de belirgin bir azalma olmuştur.
Gen yapımız ve buna bağlı vücudumuzda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar doğal olmayan yiyeceklerin tümü ile başa çıkacak yeteneğe sahip değillerdir. Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk , kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden olmaktadır.
Sağlıklı beslenmenin üç anahtarı:
1- Her gıda grubundan seçim yapmak: meyveler, sebzeler, hububatlar, süt ürünleri ve et (veya diğer proteince zengin gıdalar).
2- Ne miktar gıda alacağımızla ne kadar fiziksel aktivite yapacağımız arasındaki dengeyi bulmak.
3- Kalori ihtiyacımızdan dolayı gerekli besinleri almak.
SON SÖZ:“SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN”
Sütü sadece süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt ve peynir olarak kullanın. Böyle olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmı geri kazanılır.Ananevi gıdalarımız arasında önemli bir yeri olan süt ve süt ürünlerini yaşam tarzımıza en uygun şartlarda tüketmenin ve çoluk çocuğumuzu teşvik etmenin, toplum sağlığımız bakımından öneminin büyük olduğunu vurgulamalıyız
|
|
| |
 |
Haber Puanlama |
 |
|
Ortalama Puan: 5.0 Toplam Oy: 8

|
|
|
 |
|
|