 |
Site İstastiği |
 |
|
şu ana kadar 68721130 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003
|
|
|
 |
| |
Gönderen:huseyin Tarih: 18/03/2026 01:54
SU HAYATTIR
Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER
Susuz hayat mümkün değildir. Su, bütün canlıların hayatlarını idame ettirebilmeleri için temel
unsurlardan birisidir. Anasır-ı erba denilen 4 unsurdan hava, su, toprak ve ateşten birisi sudur.
Su, hayatın kendisidir. Gökyüzünü muhteşem bir tablo gibi yedi renge boyayan su, yağmur
olup, Allah(cc)’ün izni ile, bütün canlılara varlığıyla hayat bahşediyor.
Maddenin üç halinde de bulunabilen suyun kendine has özellikleri, su çevrimini ve
dolayısıyla canlı hayatı mümkün kılmıştır. Su; renksiz, kokusuz, elde bile tutulamayan
şekilsiz bir maddedir ancak toprakta ve soluduğumuz havada mevcut olan su, yerini başka
hiçbir tabii veya suni maddenin dolduramayacağı bir kaynaktır.
Sesiyle huzur, gücüyle enerji veren su; içmek, yiyecek üretmek ve sağlıklı bir hayat için ilk
insanlardan günümüze kadar gelen en eski ihtiyaçlardan biri olmuştur. Suyla buluşmuş toprak,
insanoğluna cömertliğini sunmuş, çeşit çeşit meyve, sebzenin yetiştirilebilmesini sağlamıştır.
Suyla sadece insan nesilleri değil, medeniyetler de gelişmiştir. Tarih adlı defterin yaprakları
medeniyetlerin kurulması, gelişmesi ve hatta bazen de yok olmasında suyun çok önemli bir
rol oynadığını ve medeniyetlerin hemen hemen hepsinin su kaynaklarının bulunduğu yerlerde
kurulduğunu yazmaktadır.
Suyun toplumumuzda ve kültürümüzde de çok büyük bir değeri vardır. Kendilerine su ikram
edilen büyüklerimiz “Su gibi aziz ol” ifadesiyle en güzel şekilde mukabele eder.
Biz suyu hep aziz bildik, su ile hayat arasındaki ilâhi dengeyi, “Suyun bir zerresi ile deryası
karşısında, aynı derecede edepli olmak” diye öğrendik.
Tarihte, İstanbul kadar kaderi suyla bağlanmış, suyla bütünleşmiş çok az şehir vardır. Şairin
mısralarındaki gibi gözlerinizi kapatıp, İstanbul’u dinlerseniz duyacağınız ilk ses, su olur.
Suya dair anlatacak çok hikâyesi olan İstanbul, gerçek bir su medeniyetidir. Bu topraklar
üzerinde tarih sahnesinden geçmiş pek çok medeniyet, su ile yoğrulan bu şehre çok sayıda
eser bırakmıştır.
Su ile hayat bulan insanın su ile yoğrulan şehre olan alakası yüzyıllardır sürmektedir.
Özellikle suyu sarnıç ve çeşmelerle kontrol altında tutma ve biriktirme, hatta onunla hastaları
tedavi etme yöntemi su kültürümüzün ne kadar eskilere dayandığının en önemli göstergesidir.
Tüm hastalıkların en önemli nedenini, vücudun susuzluğuna bağlayan ve doğru su tüketimi ile neredeyse bütün hastalıklara karşı korunabilmenin mümkün olduğunu öngören tıp doktoru Dr. Fereydoon Batmanghelidj, bu konuda yazdığı kitabın adını da ‘Hasta Değil, Susuzsunuz’ koymuştur.
Dr. Fereydoon Batmanghelidj, şiddetli kıvrandırıcı ülser ağrısı olan bir hasta tutukluya hiç ilaç olmadığı için iki bardak su verir. Ağrı 8 dakika içinde geçer. Daha sonra hastası 3 saatte bir 500 mililitre (1 küçük pet şişe ya da 2 büyük su bardağı) su içmeye devam eder. Akut dönem geçtikten sonra hastaya yemekten yarım saat önce 250 mililitre yemekten 2,5 saat sonra 250 mililitre ve aralarda istediği kadar su içmesini önerir. Hasta yıllarca mide ağrısı çekmez. Batmanghelidj, ilk hastadan sonra 1982 yılına kadar 3000’den fazla ülserli hastayı sadece suyla tedavi etmiş ve sağlıklarına kavuşturmuştur.
|
|
| |
 |
Haber Puanlama |
 |
|
Ortalama Puan: 5.0 Toplam Oy: 1

|
|
|
 |
|
|