MÜSLÜMAN KADININ HİCABI İLE UĞRAŞANLAR
Hoşgeldiniz: Gıda Raporu - Yediklerimiz İçtiklerimiz Helal mi?
ANA SAYFAHELAL-HARAME KATKI MADDELERIZIYARETCI DEFTERI
URUNLERDE KATKI MADDELERIYENIDEN GIDA RAPORUSIK SORULAN SORULARNEDEN UYE OLMALIYIZ?


· Ana Sayfa
· En çok okunanlar
· Konular
· Makale Arşivi
· Site İçi Arama
· Sitemizi Tavsiye Edin
· İrtibat / Eleştirileriniz
· Ziyaretçi Defteri

RADYO GIMDES

YASAL UYARI

Son Çıkan Kitaplarımız
Helal Lokma kitabı

Daru'l Halal Medresesi
Daru'l Halal Medresesi

Günün Ayeti
"Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler, halbûki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlar." Ali İmran 69

Günün Hadisi
"(Hammaddesinden şarap yapmak maksadıyla) sıkana ve sıktırana, içene ve sakilik yapana, (imalathaneden veya depodan, toptancıdan perakendeciye veya müstehlike kadar) taşıyana ve taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene." Hz.Enes(r.a.)

EDİTÖR'DEN MESAJLAR
  • Bu Site Niçin kuruldu?
  • Gıda Raporu Kitabı Hakkında
  • Muhterem Ziyaretçilerimiz!
  • Üretici, İthalatçı, Satıcı, Kamu Yöneticisi ve Tüketicilerimize Duyurudur
  • Gıda Günlüğü Hizmetinizde
  • Domuz Tartışması
  • Okuyucu Sorularına Cevabımız

  • Site İstastiği
    şu ana kadar
    46575611
    sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003

    Reklamlar

     

    MÜSLÜMAN KADININ HİCABI İLE UĞRAŞANLAR


    Gönderen:huseyin Tarih: 28/01/2008 09:27
    tesettur MÜSLÜMAN KADININ HİCABI İLE UĞRAŞANLAR….

    En azından Üniversitelerde İslami tesettürle okumak isteyen genç kızlarımıza bu hakkı vermek için düğmeye basıldı ya, o biçim medya, o biçim aydınlar ve o biçim siyasiler yaygaraya başladılar. Laiklik elden gidiyor diye feryad- u figan ediyorlar. Aslında batı modeli laikliğin böyle bir derdi yok. Dert bizim ülkede uygulanan laiklikte. Çünki bu laiklik maskesi arkasında esas maksatları İslam inancını yok etmekti. Yıllar boyu bunun için çalıştılar.

    O halde Türkiye’deki kanun koyucular, yavuz hırsız misali milletin gözünün içine baka baka, kendi siyasi ihtirasları uğruna dini kurban etmeyi yeğlemişlerdir. Bu işde de oldukça başarılı olmuşlardı.

    Burada bir hatıramı nakletmeliyim. 61 Anayasasını hazırlayan heyette bulunanlardan biri olan Prof. İlhan Arsel’le 1966-1968 Yedek subay döneminin okul devresinde beraber olduk. Okul komutanının emri ile Anayasa üzerinde bir seri konferans verecekti. Laiklik maddesinde yoğunlaşan sorularımız üzerine çıkan tartışmalarda bu kadronun gerçek niyetlerinin ne olduğu İlhan Arsel’in ağzından dökülen şu öfkeli cümlelerle açıkça ortaya konuyordu: “Anayasada laikliğin tanımının yapılmamasının sebebi; Türkiye’de İslam gibi dünya hayatının her noktasında mesajı olan ve bir çöl bedevisinin(!) ortaya koyduğu, orta çağ karanlığına götüren bir dinin varlığıdır. Bu sebepten dolayı laikliği asıl kimliği ile değil Türkiye şartlarına uyarlanmış bir modelinin uygulanması uygun görülmüştür.”

    Demek ki kanun koyucu, İslamdan korktuğunu, Müslüman halka anlatamadığı için, böyle karmaşık, tenakuzlu bir yola sapmıştır. Bugünkü dayatmalar, feryad-u figanlar da bunu kanıtlamaktadır. Ancak, bu ihanetin içinde bulunanlar savaşı kaybetmiş gözükmektedirler.

    Bununla birlikte, şu gerçeği de tesbit edelim. Bu tahribattan sonra, artık ülkemizde iki toplum yaşamaktadır. Birisi tarihî köküne bağlı, Müslüman kimliği ile yaşamayı tercih etmiş ana toplum. İkincisi, çok azınlık ta olsalar tarihî kimliğini redetmiş, İslama sırtını dönmüş veya Müslümanlıktan çıkmayı tercih etmiş devşirme bir toplum. İkinci toplum, 80-100 yıldır iç ve dış düşmanlarımızın kültür emperyalizmi ve soğuk harp taktikleri ile bizim içimizden kopartarak devşirdiği insanların meydana getirdiği bir toplumdur. Medyası ile, üniversitesi ile, okulu ile, tüm zinde güçleri ile ve derin devleti ile, topraklarımıza millî değerlerimize göz dikmiş düşmanlarımızın 3-5 dolarına tamah etmiş vatan hainlerimizin ve din düşmanlarımızın gayretli çalışmaları bir yandan; bilgisiz, gayretsiz ve adam sendeci tavır içerisindeki Müslümanların tavır ve davranışları diğer yandan bu devşirme toplumu oluşturmuştur.

    tesettur2 Bu devşirme topluma dayanarak tehditlerini devam ettirmeye çalışan malum güçler, kendileri de farkındalar, bu mücadelede yenik düşmüşlerdir. Umutsuz bir direniş içinde debeleniyorlar. Onlar da biliyorlar ki başörtü ve tesettür siyasi bir simge değildir. Allah’a ve ahiret gününe inanan Müslüman kadının inancının bir gereğidir. Başörtü yasağı ise bu en doğal insan hakkına karşı konmuş utanç verici bir yasaktır. Paranoyak bir davranışın tezahürüdür. Müslümanın yaşam tarzına karşı konmuş sinsi bir tehdittir. Yaşam tarzına sahip çıkmak ise her Müslümanın hakkı olduğu kadar da vecibesidir.

    Tüm Müslümanlar, tehdit yolu ile kriz oluşturma senaryolarına pabuç bırakmamalıdır. Siyasal irade toplumsal istekleri teminat altına almakla mükellef olduğunu unutmamalıdır. Yasağın hizmet alan ve hizmet veren tüm alanlarda kaldırılması en doğal insan hakkı olarak apaçık ortadadır.

    İslamın ve onun teklif ettiği yaşam tarzının olmazsa olmazlarının başında yediklerinin, içtiklerinin helal olma keyfiyeti geliyorsa, Müslüman kadının hicabı olan tesettürünün ve başörtüsünün de en az bunun kadar olmazsa olmaz olduğunu bütün dünyaya haykırmak zamanıdır.

    Pakistanın kurtuluş ve milli şairi İkbal ne güzel söylemişti:

    “Ey Kadın! Senin Hicabın bizim namusumuzun fanusudur!”

    Dr. Müh. H.K.BÜYÜKÖZER


     
    Haber Puanlama
    Ortalama Puan: 4.83
    Toplam Oy: 48


    Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

    Kötü
    İdare Eder
    İyi
    Çok İyi
    Mükemmel



    Seçenekler
    Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder

    

    Gıda Raporu 2003-2017
    1024x768 Ekran Çözünürlüğünde Tasarlanmıştır
    RSS
    Her Hakkı Saklıdır İzinsiz Alıntı Yapılamaz.