Hoşgeldiniz: Gıda Raporu - Yediklerimiz İçtiklerimiz Helal mi?
Ana SayfaHelal-HaramE Katkı MaddeleriZiyaretçi Defteri
Ürünlerde Katkı MaddeleriYeniden Gıda RaporuSık Sorulan SorularNeden Üye Olmalıyız?


· Ana Sayfa
· Boykot Mesajlarınız
· En çok okunanlar
· Konular
· Makale Arşivi
· Site İçi Arama
· Sitemizi Tavsiye Edin
· İrtibat / Eleştirileriniz
· Ziyaretçi Defteri

Son Çıkan Kitabımız
Helal Lokma kitabı
Helal Lokma kitabımız tamamlanarak satışa sunulmuştur. Gıda Raporu, Halalen Tayyiban ve diğer kitaplarımızı sipariş etmek için GİMDES'linkini kullanabilirsiniz.

Günün Ayeti
"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir." Ali İmran 139

Günün Hadisi
"Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir." Hz.Ebu Zer (r.a.)

EDİTÖR'DEN MESAJLAR
  • Bu Site Niçin kuruldu?
  • Gıda Raporu Kitabı Hakkında
  • Muhterem Ziyaretçilerimiz!
  • Üretici, İthalatçı, Satıcı, Kamu Yöneticisi ve Tüketicilerimize Duyurudur
  • Gıda Günlüğü Hizmetinizde
  • Domuz Tartışması
  • Okuyucu Sorularına Cevabımız

  • Site İstastiği
    Şu ana kadar
    20323851
    sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003

    Reklamlar

     

    Katkı Maddeleri


    Gönderen:administrator Tarih: 30/05/2003 18:19

    “E” Rumuzlu Katkı Maddeleri Nedir?

    Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ile Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO)’ nun Katkı Maddeleri üzerinde çalışan Ortak Uzmanlar Komitesi (IECFA) dünyada, her çeşit katkı maddesi ile ilgili yapılan toksikolojik çalışmaları değerlendirir ve Uluslararası Gıda Kodeksi Komisyonu’na tekliflerini sunar. IECFA, ayrıca katkı maddesinin özelliklerini belirler, analiz yöntemlerini standartlaştırır. Katkı maddesi ile ilgili A, B, C listelerini hazırlar. A listesi pozitif listedir. B listesinde değerlendirilmesi tamamlanmamış katkı maddeleri yer alır. C listesi ise negatif listedir ve bu listede yer alan katkı maddelerini kullanma izni verilmez.



    İleriki çalışmalarda, farklı neticelere ulaşılması halinde Katkı maddelerinin listelerdeki yerleri değişebileceği gibi, günlük alınabilecek miktarları (ADI) da azaltılıp çoğaltılabilir.


    Uluslararası kuruluşta kabul görmüş katkı maddesine bir numara verilir. Mesela Monosodyum Glutomat için verilen numara 621 dir. Tartarin için 102 dir. Numaralanmış bu listelerden Avrupa Ekonomik Topluluğunda kullanımına izin verilen Katkı Maddelerine E kodu verilmiştir. Mesela, 621 numara ile belirlenmiş Monosodyum Glutomat, eğer AET tarafından kullanımına izin verilmişse, AET Kodeksinde bu katkı maddesi E621 olarak isimlendirilmiş olmaktadır.


    Ülkemizde de AET’ye uyum programı uygulandığı için aynı isimlendirme kullanılmaktadır.Kullanılmasına izin verilen Katkı maddelerinde ülkeler sınırlamalar getirebilir. Nitekim, listelerde izin verildiği halde bazı katkı maddelerini Amerika, Avusturya, Avrupa kendi ülke sınırları içerisinde yasaklamışlardır.


    Türk Gıda Kodeksi yönetmeliğinde izin verilen aroma maddelerinin dışındaki katkı maddesi sayısı 300 civarındadır. 1997 de yürürlüğe giren Yönetmeliğe göre, ürünlerin etiketlerindeki içindekiler kısmında ürüne katılmış olan katkı maddesinin fonksiyonu, adı, E kodu ve hayvani menşe eli ise hayvanın cinsi yazılmak zorundadır.


    Katkı maddelerinin üretiminde kullanılan maddeler geniş bir yelpaze teşkil etmektedir. Bitkisel artıklardan yapılan katkı maddeleri olduğu gibi, mesela Pektin (E440), Karragenan (E407), Keçi boynuzu zamkı (E410), Klorofil(E140) Agaragar(E406),. Bazı katkı maddeleri ise sırf hayvanlardan ve artıklarından elde edilmektedir. Mesela  Jelatin(E441) domuz yada sığır veya diğer hayvanların kemik ve deri artıklarından, Karmin(E120) kırmızı bitten;  Şellak (E904) yine bir bit türünden; Kasitin (E920),insan at veya domuz kılından, Rennin sığır ve davar midesinden; Pepsin, domuz midesinden elde edilmektedir. Bir kısım katkı maddeleri de hem hayvan artıklarından, hem bitki artıklarından, hem de sentetik olarak üretilmektedir. Bu gruba da örnekler verirsek E475 Gliserin, E322 Lesitin, E471 Mono ve Digliseridler, (E160) Betakarotenler,( E210) Benzoik asit gibi maddeleri zikredebiliriz.


    Katkı maddeleri incelenirken uzun bir laboratuar çalışması gerektirir. Kullanılan kobay hayvanlarının normal ömür sürelerinin %85 inde vücutlarının çeşitli organlarında karsinolojik, mutojenik, teratojenik ve allerjik etkilenmenin olmadığı günlük doz miktarları, hayvanın kg ağırlığı başına mg olarak tespit edilir. Bu miktara “etkisiz doz” adı verilir. Güvenlik faktörü dikkate alınarak insana vücut ağırlığının kg başına bu miktarın %1’i günlük doz olarak kabul edilir. Mesela belirli bir katkı maddesi için kobayda etkisiz günlük doz 100 mg/kg olarak tespit edilmişse,insana uygulanabilecek günlük doz, 1 mg/kg vücut ağırlığı olacaktır.

     

    Ürüne katılacak, katkı maddesinin maksimum miktarının tespiti ayrı bir çalışmayı gerektirmektedir. Ürünün üretim teknolojisinin gerektirdiği miktar ile,günlük doz miktarı aşılıyorsa, katkı maddesinin kullanılmasına izin verilmemesi gerekir.


    Günlük doz, teknolojinin gerektirdiği miktarda aşılmıyorsa, bu sefer, günlük hayatımızda kullanılan ürünlerden kaç tanesinde bu katkı maddesinin kullanıldığına bakılır. Bu ürünlerin toplamındaki katkı madde miktarı, günlük maksimum alınmasına izin verilen dozu aşıyorsa, bu katkı maddesinin tüm ürünlerde kullanılmasının yasaklanması gerekir.


    Uluslararası IECFA komitesi, bütün faktörleri dikkate alarak gıda ürünlerinde kullanılacak katkı maddelerinin % de miktarlarını tespit etmek zorundadır. Komitenin bütün ihtimamına rağmen vücut ağırlıkları farklı olan insanlarda riskli durumlar oluşabilecektir. 80 kg vücut ağırlığına sahip insanın günlük maksimum dozu 80 mg olsa, aynı gıda ürünlerini kullanan 60 kg.lık bir insan için doz aşımının oluşması kaçınılmaz olacaktır.


    Bazı Katkı maddelerinin kullanımındaki bu karışıklığına ilaveten, ülkemizde hem insani boyutta, hem İslâmi boyutta endişelerimiz daha büyüktür.


    İnsani boyuttaki endişelerimiz, üreticiler bazında ve kontrol mekanizmaları bazında bilgisizlik, laubalilik ve istismarın alabildiğine yaygın oluşundandır. Maalesef, birçok üretici firmanın ürettiği ürünün, ambalajındaki içindekiler kısmında belirtilen bilgilerle,ürünün kendisinin terkibi birbirini tutmamaktadır. Bunlar bazı üreticilerden bizzat dinleyerek aldığımız bilgilerdir.


    Bazı ürünlerde ise izin verilen sınırların üzerinde katkı maddesi kullanılmaktadır. Bu konuda Prof. Dr. Mine Yurttagün’ün Gıda 2000 mecmuasının 22 ci sayısında yayınlanan makalesinden alıntılar yaparak açıklamaya çalışalım:


    “Kullanılan katkı maddelerinden en çok tartışılanları nitrit ve nitratlardır (E250, E251) Kansere neden olan nitrozaminleri oluştururlar. Kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltırlar”

    “Ülkemizde yapılan çalışmalarda et ürünlerinde izin verilenin çok üzerinde nitrit kullanımı saptanmıştır.”

    “Astım, deri döküntüleri, hiperaktiviteye neden olabilen bir diğer katkı maddesi Benzoikasit (E210) dur. Yapılan bir çalışmada Ankara piyasasından sağlanan meyve sularında Benzoik asit miktarının izin verilen değeri aştığı saptanmıştır.”

    “Astımlı hastalarda astım atakları başlatan bir diğer katkı maddesi Kükürtdioksid(E220) dir. 1980li yıllarda en az 12 kişinin ölümüne neden olacak kadar ciddi alerjik reaksiyonlara yol açtığı saptanmıştır.”


    Renklendirici katkı maddelerinin kullanıldığı ürünler için Sayın Profesör neler söylüyor:

    “Yentür ve arkadaşları da 25 şekerleme örneğinin 11’inde izin verilmeyen renklendiricilere rastlamışlardır. Kalyoncu ve Yurttagül’ün pasta süsleri ve şekerlemeler üzerinde yaptıkları çalışmada ise pasta süslerinin %12,5 uğunda izin verilen boyların izin verilen miktarlarında, %59,4 ‘ünde izin verilen boyaların izin verilen miktarlarının üzerinde, %28,1 inde ise izin verilmeyen boyların kullanıldığını saptamışlardır. Şekerlemelerde ise uygun renklendirici kullanım oranı %20,8 dir. %64,2 sinde izin verilen miktarın üzerinde, %15 inde ise yasaklanmış boyalar kullanılmıştır.”

    Yasaklanan renklendirici maddeler kesinlikle Toksik ve kanser yapıcı maddelerdir. İzin verilenlerin ise, sınırlarının üstüne çıkıldığı zaman alerjik reaksiyonlar, deri döküntüleri, astım ve hiperaktivite olayları meydana getirebilmektedir.

    Bütün bu anlatılanlar, üreticilerin ve kontrol mekanizmalarının ne kadar ciddiyetten uzak olduklarını göstermektedir.


    İslâmi boyutuna gelince, endişelerimiz bir kat daha artmaktadır. Bu konuda, bilgisizlik, bilinçsizlik, istismar ve ilgisizlik daha da yoğun boyuttadır.


    1995 de yürürlüğe giren Yönetmelik ilgili maddesinde;

    Katkı maddesi hayvansal kaynaklardan elde edilmiş ise elde edildiği hayvanın cinsinin belirtilmesi şartı getirilmiştir. Maalesef bu mecburiyet, bazı ithalatçı ve üretici firmalarca ciddiye alınırken, bazı firmaları da yalan beyanla işini yürütmeye sevk etmiştir. Sadece bir misalle bu olayın ne kadar vahim olduğunu anlatabiliriz. Kitabımın diğer sayfalarında belgesini verdiğim Almanya’dan ithal edilen jelatinlerin, üretimini yapan firmalar, kesim hanelerden domuz da dahil hayvan artıklarının karışık geldiğini ve jelatin üretimini yaptıklarını belirtmektedirler. Bu şekilde üretilip, paketlenen jelatinler, ne gariptir ki Türk gümrüklerinden bu paketlerin üzerine sonradan yapıştırılmış “Sığır Jelatinidir” etiketi ile geçirilmektedir.

    Halbuki bu konuda Müslümanları yakından ilgilendiren daha pek çok katkı maddesi söz konusudur.

    Yukarıda örneklerini verdiğimiz olumsuzlukların temelinde üreticinin, ithalatçının, satıcının, kontrol mekanizmasının bilinçsizliği, bilgisizliği, istismarı ve ilgisizliği açıkça gözükmektedir.

    Bu açıklamalardan sonra, meselenin sadece E rumuzunda olmadığı, meselenin daha geniş boyutlu olduğu yeterince anlatıldığı kanaatindeyim.



     
    Haber Puanlama
    Ortalama Puan: 3.96
    Toplam Oy: 84


    Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

    Kötü
    İdare Eder
    İyi
    Çok İyi
    Mükemmel



    Seçenekler
    Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder

    Gıda Raporu © 2003-2013
    1024x768 Ekran Çözünürlüğünde Tasarlanmıştır
    RSS
    Her Hakkı Saklıdır İzinsiz Alıntı Yapılamaz.