 |
Üye Girişi |
 |
|
|
Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız.Şifrenizi unuttuysanız lütfen tıklayınız.
|
|
|
 |
 |
Günün Ayeti |
 |
|
|
"Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? " Ali İmran 71
|
|
|
 |
 |
Günün Hadisi |
 |
|
|
"Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları dövün, yataklarını da ayırın." Hz. Amr İbnul As(r.a.)
|
|
|
 |
 |
Editör'den |
 |
|
ONUN İÇİNDE NE VAR?
ÇOCUKLARINIZ NE YİYOR?
BİLİYOR MUSUNUZ?
Harribo, Marsmellow, Toffe ve marketlerden satın alınan diğer şekerlemeler, çikolatalar, dondurmalar, meyvalı-meyvasız yoğurtlar, pastalar, kekler, sakızlar...
Peki, "BUNLARIN İÇİNDE NE VAR?" diye HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Maalesef bu ve benzeri gıda maddeleri, ekseriya, DOMUZ ve BENZERİ HAYVANLARIN derilerinden, kemiklerinden, iç yağlarından, kıllarından, maya ve enzimlerinden üretilen katkı maddeleri ihtiva edebilmektedir.
HALBUKİ, DİNİMİZDE BUNLARIN YENMESİ HARAM KILINMIŞTIR.
PEKİ, SİZ ANNE VE BABALAR!... Sorumlu insanlar olarak, bu maddeleri marketlerden satın almadan önce ONUN İÇİNDE NE VAR? sorusunu sorup araştırmak zorunda değil misiniz?
|
|
|
 |
 |
Kitabimiz |
 |
|

Yeni kitabımızın 6.Baskısı tamamlanarak satışa sunulmuştur. İsteme ve bilgi alma adresi olarak
kitab.com.tr 'linkinı kullanabilirsiniz
|
|
|
 |
 |
Site İstastiği |
 |
|
Şu ana kadar 6075641 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003
|
|
|
 |
| |
Gönderen:huseyin Tarih: 2.09.2007 Saat: 08:34
Haçlı Köpeklerince, bu defa İsveç’te, Peygamber Efendimiz(s.a.v)e yönelik karikatörlerle yapılan hakaretleri protesto etmek amacıyla 2 Eylül Pazar günü Taksim'de İstiklal Caddesi üzerindeki Ağa Camiinde öğle namazı kılınıp, oradan topluca yine İstiklal Caddesi üzerinde bulunan İsveç İstanbul başkonsolosluğuna doğru yürünerek konsolosluğun önünde protesto gerçekleştirilmiştir.
Hz. Resulüllah (s.a.v)'e yapılan şeytanca hakaretler karşısında tepkisiz kalmayacağımızı, Peygamber efendimiz(s.a.v) in şeref ve haysiyetini sahipsiz bırakmayacağımızı göstermek için bu protestoların devam ettirileceği gelen haberler arasındadır.
Hiç şüphesiz, tarih boyunca nasıl ki batılı temsil edenler hep havlamış, ama hak yolcularının kervanı hep yürümüş ise kıyamete kadar da köpekler havlayacak, ama hak ve iman kervanı yürümeye devam edecektir.
Bu havlamalar bizim imanımızı takviye ediyor. Peygamberimiz(s.a.v)e olan sevgi ve muhabbetimizi artırıyor ve davamıza hizmette azmimizi pekiştiriyor.
Ey en Sevgili'den bize lütuf olan Sevgili!..
Dudaktan dökülen sözle,
kalemden süzülen satırların, sadra doğan muhabbetle olan sıcak
bağını hesaba katarak, kelâmımızın Senin katındaki aczi altında
ezilerek şunları diyebiliriz ki; Sen lâtif olan Allah'ın, yerini
kimsenin dolduramayacağı, paha biçilmez bir lütufsun bize.
Sen lütufların en yücesisin, en güzelisin Sultanım! Bizi, Sen'in
ümmetin olmakla şereflendiren Allah Teâlâ'ya, yarattıkları adedince hamdolsun!..
Hazret-i Sevban kadar sevemesek de Sen'i, muhabbetine tâlip, muhabbet duyduklarının dostu olma yolunda tökezleye tökezleye gelmek istiyoruz sana doğru.
Ne acıdır ki, eskiden muhabbet sadırlardan satırlara nakşedilirken, şimdilerde satırlardan sadırlara terfi etmeyi bekliyor. Gönlün muhabbetinle hemhâl olması ise; ancak muhabbetinin hakkını verip mübarek ahlâkınla ahlâklanmaktan geçiyor.
Zatının aşkıyla yanıp tutuşan ve lütfuna nail olan şair
Nabi kadar dökemesek de muhabbetimizi satırlara, sadrımız Sen'in
aşkının nurunu dağıtıyor tüm varlığımıza. Hasretin gözlerimizden
döküldüğünde, gözyaşlarımızı Fuzuli’nin gönül testisiyle Sana
göndermekten başka bir şey gelmiyor elimizden, Efendim.
Endülüs'ten Bağdat'a gelip, evinin çevresi karantinaya
alınmış hocasının kapı aralığından mübarek hâdis-i şeriflerini
öğrenmek için dilenci kılığına giren, aşkına bürünmüş Baki bin
Mahret'i duyduktan sonra, Cuma’ları Sana salât ü selam getirenlerin
yüzlerini bizzat gördüğün haberiyle sarsılıp utanıyoruz.
Ey kalplerin tabîbi!.. Şahsında, Seni Yaratan'ın Zatına
(c.c) hürmet gösterip, mübarek hâdis-i şeriflerini nakletmek
için, bulunduğu mekânda en yüksek yere çıkmayı, edebin bir gereği
olarak gören bir ecdada sahipken, bu güzel faziletlerin
kalıntılarıyla diri tutmaya çalıştığımız maneviyatımızın tekrar
yeşermesine o kadar muhtacız ki! Bizlerin “az”lardan, müjdelediğin
“garip”lerden, “mukarrebûn”dan olmamız için şefaatini nasib etsin Rabbimiz.
Muhabbete en çok lâyık olan beşer Sen'sin. Senin sevgini,
başta kendi gönlümüzde ve tüm insanlığın gönlünde, İslâm'a hizmetçi
olarak diri tutmamız için, Sana “Habîbim!” diyen Vedûd olan
Allah'tan yardım diliyoruz. Çünkü Sen'i lâyıkıyla sevmek, Sana “Sevgilim” diye hitâb eden Rabbimizi de lâyıkıyla sevebilmeye
bir vesiledir diye ümid ediyoruz.
Sultanım, bizi cürmümüze rağmen sev, sevdiklerine sevdir
ve şefaatinle sevindir…Hiçliğinin dahi idrakine varamamış bu aciz kul,
Senin yaratılışının en önemli harcı olan muhabbetle, gönülden gönüle Sana
–âdeta- lehimlenmek ister! Şefaatinle ferahnak etmezsen eğer,
hâlimiz nice olur Efendim!
Yâ Raûf! Ne mutlu Sen'in kalbine düşene, ne mutlu kalbine Sen
düşene!!!
|
|
| |
 |
Haber Puanlama |
 |
|
Ortalama Puan: 4.91 Toplam Oy: 72

|
|
|
 |
|
|