HELAL VE TAYYİB BİR YAŞAM YOLUNDA YÜRÜYORUZ...
Hoşgeldiniz: Gıda Raporu - Yediklerimiz İçtiklerimiz Helal mi?
ANA SAYFAHELAL-HARAME KATKI MADDELERIZIYARETCI DEFTERI
URUNLERDE KATKI MADDELERIYENIDEN GIDA RAPORUSIK SORULAN SORULARNEDEN UYE OLMALIYIZ?


· Ana Sayfa
· En çok okunanlar
· Konular
· Makale Arşivi
· Site İçi Arama
· Sitemizi Tavsiye Edin
· İrtibat / Eleştirileriniz
· Ziyaretçi Defteri

RADYO GIMDES

YASAL UYARI

Son Çıkan Kitaplarımız
Helal Lokma kitabı

Daru'l Halal Medresesi
Daru'l Halal Medresesi

Günün Ayeti
"Ey iman edenler! Allah`tan O`na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin." Al-i imran 102

Günün Hadisi
"Her kim bir müslümana zarar verirse,Allah da ona zarar verir.Kim bir müslümana meşakkat verirse,Allah da ona meşakkat verir." Ebu Davud,Tirmizi

EDİTÖR'DEN MESAJLAR
  • Bu Site Niçin kuruldu?
  • Gıda Raporu Kitabı Hakkında
  • Muhterem Ziyaretçilerimiz!
  • Üretici, İthalatçı, Satıcı, Kamu Yöneticisi ve Tüketicilerimize Duyurudur
  • Gıda Günlüğü Hizmetinizde
  • Domuz Tartışması
  • Okuyucu Sorularına Cevabımız

  • Site İstastiği
    şu ana kadar
    47419122
    sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003

    Reklamlar

     

    HELAL VE TAYYİB BİR YAŞAM YOLUNDA YÜRÜYORUZ...


    Gönderen:huseyin Tarih: 05/02/2014 04:44
    ilaclar HELAL VE TAYYİB BİR YAŞAM YOLUNDA YÜRÜYORUZ...

    Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

    WHC web sitemizde”hakkımızda”linkinde bu asrın İslam Ümmetinin maruz kaldığı sıkıntılar uzun uzun anlatılmaya çalışılmıştır. Bu sıkıntılardan kurtulma yolunda en eski ve en yaygın uluslararası kuruluş olan WHC , İslam Ümmetinin yüzyıldır kaybettiği Halal ve Tayyib yaşam tarzına dönüşünü sağlamak azmi ile mesuliyet yüklenmiştir.

    Görünen o ki İslam Ümmetinin bu dağınıklığından ve şaşkınlığından kurtulup kendine dönmesi için günlük yaşantısına musallat olan emperyalist ve gayrimüslim moderniteden kurtarılması elzemdir.

    DÜNYAYI BUGÜN YÖNLENDİREN KÜRESEL KURUMLAR

    Gıda ve Tarımda: FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü), Sağlıkta: WHO (Dünya Sağlık örgütü), Siyasette: UN (Birleşmiş Milletler), Güvenlikte: NATO (Kuzey Atlantik Paktı), Ticarette: WTO (Dünya Ticaret Örgütü) , Ekonomide: IMF (Uluslar arası Para fonu), Yargıda: ICC (Uluslar arası Ceza Mahkemesi ), Çevre de UNEP (Dünya Çevre Programı), Ürün kalitesinde ISO vs. Gibi bu kurumların hepsi de gayrimüslim ve emperyalist devletlerin emrinde.

    Bu kurumların belirlediği kriterler ve standartlarla insanlar hayatlarının büyük bir kısmını idame ediyorlar. Yarın bu kurum ve standartlar daha da artarak bütün dünya insanlarının, yiyeceklerini, zevklerini, hayat biçimlerini ve şartlarını daha da yoğun bir biçimde belirlemeye devam edeceklerdir.

    Küreselleşmede bu hızlı gelişmenin en mühim problemi bu kurumlardaki semboller ve kriterler genellikle bize ait olmayan anlayış ve kültürün tek rengini içermesidir. Oysa dünya; başta islamla birlikte çeşitli dinleri, inanç biçimlerini paylaşan toplulukları, grupları vs. ile çok renkli görüntü arz etmektedir. Her renk bu sistem içerisinde yerini almak istemektedir. Özellikle dünya nüfüsunun ¼ ünü teşkil eden İslam Ümmetinin önemli bir yeri olması gerekirken ismi bile geçmiyor

    Pazara arz edilen gıda ürünlerinin birçoğu bu tek taraflı küresel standartlara, kriterlere, işletim sistemlerine, denetim sistemlerine ve proseslere göre sertifikalandırılmaktadırlar. Küresel kabul edilen standartlar, kriterler, prosesler, ve denetim sistemleri, geleneksel ve dini hassasiyetleri dikkate almamaktadır. Oysa özel hayata inildiğinde çok farklı kriterlerin yaşam bulduğu görülmektedir. Dinlerin. özellikle İslam dininin, kendi toplulukları içerisinde özel hassasiyetleri olduğu bilinmektedir.

    Örneğin Alkolsüz içecekler kriterine göre 3 g/L. den az alkol içeren içecekler birçok batı güdümlü Gıda Mevzuatında ‘Alkolsüz İçecek’ olarak tasnif edilmekte, üretimine ve satışına izin verilmekte, etikette de alkolsüz içecektir diye yazılmaktadır. Oysa İslam dininde Alkol için azı da çoğu da haram diye nitelendirildiğinden, bu kriterle üretilmiş bir ürünü bir Müslüman normalde tüketmeyeceği gibi, bu olay Müslüman birey için diğer küresel standart ve kriterler hakkında olumsuz bir önyargı veya tereddüt oluşturmaya neden olmaktadır.

    Mesela, mayalı ve jelâtinli gıdalara; tıbbi ve kozmetik ürünlerine karşı, hammadde kaynaklarının, domuz veya alkol olması ihtimalinden dolayı, Müslümanlar arasında giderek artan büyük bir tedirginlik yaşanmaktadır. Çünkü İslam âleminde hammadde olarak domuz ve alkole karşı, miktara bağlı olmayan, özel bir hassasiyet mevcuttur.

    Küresel üreticiler (çok uluslu şirketler) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi küresel kurumlar ise ‘Alkolsüz içeceklerde de olduğu gibi ‘tüketici çeşitliliğinin’ spesifik ölçü ve değerlerine karşı hassas davranmadıkları bilinmektedir

    Et üretiminde hayvanın kan akıtılarak mı kesildiği yoksa şoklanarak veya gazlanarak mi etinin alındığı ile ilgilenmez, sadece biyolojik, kimyasal ve çevresel temizlik ve güvenlik kriterlerine göre denetimler yapar. Oysa Müslümanlar için hayvan kesiminin besmele ile yapılması ve kesimden sonra kanın akıtılması önemli bir husustur. Helal et üretim kriterleri, hayvanın kesim şeklinden, besmele ile başlanmasından, tavukların ıslak veya kuru yolunmasına kadar bir dizi mevcut küresel ve yerel sertifika kriterlerinde olmayan çok özel usul ve kuralları içermektedir.

    *Helal-Haram kriterleri görülüyor ki Organik Tarım Prosesinde olduğu gibi çağın en gelişmiş gıda denetim sistemi olduğu lanse edilen HACCP gıda güvenlik sisteminin de ötesinde bir güvenlik filtresi oluşturmaktadır. Küresel kriterler Musevileri de tatmin etmiyor olmalı ki kendilerine ait hassasiyetler çerçevesinde KOSHER gıda sertifikası ile gıda ürünleri üretmekte ve Musevi tüketicilerin arzına sunmaktadırlar. Bu durum bile uluslar arası serbest dolaşan gıda ürünlerinde Müslümanlar için Helal Gıda Sertifikasının zaruretini ortaya koymaya yetmektedir ve bir ölçüde de bütün Müslümanları ilgilendirdiği gibi aynı zamanda sorumlu kılmaktadır.

    Öyle ise, her Müslüman kurum ve kuruluş bu konuda üzerine düşeni yapmakla yükümlüdür Bugün dünya üzerinde 2 milyar Müslüman yaşamaktadır. Neden onların da yukarıda saydığım kurumlara benzer kurumları yok? Bu can alıcı soruyu hepbirlikte birbirimize sormalıyız. Yüz yıldır Batı mantalitesi kontrolunda kalmış İslam alemi yaşamak zorunda bırakıldığı yaşam sistemini değiştirmek ve kendi inanç sisteminin isteğine uygun bir yaşam sitemini oluşturmak zorundadır. Bu yaşam sisteminin adı kısaca HELAL VE TAYYİB YAŞAM SİSTEMİ olacaktır. Bu adı Allah (CC) Kutsal Kitabımız’da bildirmektedir. O halde Müslüman ümmetin yeni yaşam sisteminin standardı da Helal ve Tayyib Yaşam(HTYS) Standardı olacaktır.



     
    Haber Puanlama
    Ortalama Puan: 5
    Toplam Oy: 9


    Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

    Kötü
    İdare Eder
    İyi
    Çok İyi
    Mükemmel



    Seçenekler
    Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder

    

    Gıda Raporu 2003-2017
    1024x768 Ekran Çözünürlüğünde Tasarlanmıştır
    RSS
    Her Hakkı Saklıdır İzinsiz Alıntı Yapılamaz.