HELAL GIDA ve BİZ
Hoşgeldiniz: Gıda Raporu - Yediklerimiz İçtiklerimiz Helal mi?
ANA SAYFAHELAL-HARAME KATKI MADDELERIZIYARETCI DEFTERI
URUNLERDE KATKI MADDELERIYENIDEN GIDA RAPORUSIK SORULAN SORULARNEDEN UYE OLMALIYIZ?


· Ana Sayfa
· En çok okunanlar
· Konular
· Makale Arşivi
· Site İçi Arama
· Sitemizi Tavsiye Edin
· İrtibat / Eleştirileriniz
· Ziyaretçi Defteri

RADYO GIMDES

YASAL UYARI

Son Çıkan Kitaplarımız
Helal Lokma kitabı

Daru'l Halal Medresesi
Daru'l Halal Medresesi

Günün Ayeti
"Ey iman edenler! Allah`tan O`na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin." Al-i imran 102

Günün Hadisi
"Her kim bir müslümana zarar verirse,Allah da ona zarar verir.Kim bir müslümana meşakkat verirse,Allah da ona meşakkat verir." Ebu Davud,Tirmizi

EDİTÖR'DEN MESAJLAR
  • Bu Site Niçin kuruldu?
  • Gıda Raporu Kitabı Hakkında
  • Muhterem Ziyaretçilerimiz!
  • Üretici, İthalatçı, Satıcı, Kamu Yöneticisi ve Tüketicilerimize Duyurudur
  • Gıda Günlüğü Hizmetinizde
  • Domuz Tartışması
  • Okuyucu Sorularına Cevabımız

  • Site İstastiği
    şu ana kadar
    47419125
    sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003

    Reklamlar

     

    HELAL GIDA ve BİZ


    Gönderen:huseyin Tarih: 25/08/2010 04:21
    konferans HELAL GIDA ve BİZ..

    Prof.Dr.Mustafa NUTKU
    GİMDES Bilim Kurulu Üyesi


    İnsan nev’inin ilk imtihanı, helal gıda ile olmuştur ve onun helal gıda ile olan imtihanı kıyamete kadar da devam edecektir. Dinimizin kaynaklarında belirtildiği gibi, insanın kendisi ve bakmakla mükellef oldukları için en fazla dikkat edeceği şeylerden biri: Helal gıdadır.

    Helal gıda kavramını, ilgili âyet ve hadisler genel olarak bize tanıtır. Onları burada nakle lüzum görmüyorum; Diyanet camiamız onları bilir, araştırıp kaynaklarına kolayca ulaşabilir.

    Helal gıda; hem onun temin şeklinde ve hem de mahiyetinde helal olan gıdadır. Gıdanın helal olması için bu iki şartı da haiz olması; onun hem temin şeklinin, hem de mahiyetinin şer’i şerîfe uygun olması icap etmektedir. Hırsızlıkla, gaspla, emanete hıyanetle, alışverişte karşılıklı rıza olmadan, tehditle, yalancılıkla, aldatmakla, sattığı malın kusurunu gizlemekle, gösterdiği numunesiyle sattığının ayni olmamasıyla, tefecilikle, faiz ticaretiyle, rüşvetle, tartıya hile karıştırmakla vs ile temin edilen para veya malla mübadele suretiyle temin edilen gıdalar, mahiyetleri itibarıyla helal olsa da, onların temin şekilleri itibarıyla haram olduğu, dinî câmiamızda çok iyi bilinir.

    Diğer taraftan, “temin şekilleri itibarıyla” helal olmalarına rağmen, “mahiyetleri itibarıyla” haram olan gıdalar da vardır ve bunlar da helal gıda sayılamazlar; fakat bunlar hakkında helal gıda olduklarına dair hüküm vermek, asrımızda tabiî ve helal gıda almak imkanlarımızın çok azaldığı, mahiyetini tam bilemediğimiz gıda teknolojisi ürünlerinin bizi kuşatma haline aldığı medenî dünyadaki bilhassa şehir hayatımızda, ilki kadar kolay olmamaktadır.

    Gıdanın “temin şekli bakımından” helalliğini tespit, İslâm’ın ilk devirlerinden şimdiye kadar fazla değişmemiştir ve modern hayatın getirdiği yeni meselelerin de, ekseriya kıyas yoluyla hallinde fazla güçlük çekilmemektedir. Modern hayatta bu mevzudaki uygulamalardan buna çeşitli misaller verilebilir. Ancak, içinde yaşadığımız ve çeşitli sahalardaki teknolojilerin çok gelişmiş olduğu asrımızda, gıda teknolojilerinin de bu gelişmelerden büyük ölçüde payını almasıyla, çok sayıdaki gıda teknolojisi ürünlerinin gıda piyasasını doldurması ve her gün bunlara yenilerinin ilave olması; “mahiyeti itibarıyla” gıdaların helalini seçmek hususunda hassasiyet gösterecek Müslümanları zor bir imtihanla karşı karşıya bırakmaktadır.

    Bunu daha müşahhas olarak anlamak için, hayalen bir an Asr-ı Saadet’e, Cezîret’ül Arab’a gidelim: Rehberimiz, Kâinâtın Efendisi, dünya ve âhiret saadetimiz için onun sünnetine uymamız gereken Peygamberimizin yedikleriyle kendi yediklerimizi mukayese edelim ve soralım; acaba bilhassa modern şehir hayatımızda biz gıda olarak nelerle karşı karşıyayız ve onlardan doğru seçimimizi nasıl yapmak durumundayız?

    Halen gıda piyasamızda bulunan gıda teknolojisi ürünleri, burada saymakla bitmeyecek kadar çoktur; yaklaşık 65 000 tanedir ve her gün bunlara yenileri ilave olmaktadır! Bilhassa şehirlerde yaşayıp tabiî yolla beslenme imkanlarından mahrum ve mahiyeti tam belli olmayan bu gıda teknolojisi mamulleri arasından kendinin ve bakmakla mükellef olduklarının helal gıda seçimini yapmakla mükellef olan Müslüman, bu mevzudaki Allah’a kulluk imtihanını nasıl verecektir?

    Konuyu daha müşahhas hale getirmek için çarpıcı birkaç misal vermekte fayda vardır.

    Ankara’da Bir Pastanede Yaşanan Bir Olay

    Kızına doğum günü pastası almak isteyen bir baba Ankara’da, kızıyla beraber lüks bir pastaneye girmiş. Pasta siparişinden sonra baba, kızı için pastadan başka kızına çikolata da seçip almak istemiş. Fakat, garsonun; ‘- Olmaz efendim!.’ şeklindeki ikazıyla karşılaşınca, bir an hayrete düşmüş ve garsonun bu sözüyle ne demek istediğini iyi anlayamamış. Garsondan; ‘- Çocuğunuz yiyecekse, o çikolatalar alkollü..’ sözlerini duyunca da, başından sanki kaynar sular dökülür gibi olmuş. Garsona: “- Nasıl olur, o zaman alkollü olduğu çikolatanın etiketinde neden yazılmıyor?” dediğinde : “- Soran müşterilerimize izah ediyoruz efendim.” Cevabını alınca dehşete kapılıp, çikolata ile birlikte pastayı da almaktan vazgeçerek o pastaneden ayrılmış.

    Ankara’da yaşanmış bu olay, modern hayatta her gün bilhassa büyük şehirlerimizde yaşanan çok sayıdaki benzeri olaylardan sadece biridir. Şehirlerde yaşayanlarımızdan, günlük gıda alışverişlerinde, kaç vatandaşımız satın aldığı gıda teknolojisi ürünlerin ambalajındaki çok ince yazılarla yazılmış muhteviyatını merak edip okuyor; bunlardan kaç tanesi bu muhteviyat listesinde yazılı olmayan ve o ürünün helalliğine halel getirebilecek başka şeylerin de o ürünün içinde olup olmadığın soruyor, bunu soranlar olsa da, satıcıların kaç tanesi bu sorulara doğru cevaplar verebiliyor?

    Şehir Hayatında Helal Gıdaya Ulaşabilmek Konusundaki Güçlük..

    Birkaç yıl önce, haftalık Aksiyon dergisinde Nursel Dilek’in bir haberinde şöyle deniliyordu: “Pastanelerde, restoranlarda, alışveriş merkezlerinde müşterinin bilgisi dışında pastalarda, çikolatalarda, kuruyemişlerde ve soslarda kanyak, viski, likör, şarap kullanılıyor. Çoğu kimse bunun farkında bile değil. Likörlü çikolatalar, portakallı, vişneli, kahveli diye satılıyor. Bu konuda hem denetimde hem de kanunda büyük boşluk var.

    Kanyaklı yaş pasta, viskili çikolata, şarapla terbiye edilmiş tavuk, moka likörlü kahve... Hayatı boyunca içkinin damlasını bile ağzına koymadığını söyleyen Müslümanlara çok rastlanır. Bilerek olmasa da, onların bu yiyeceklerden tatmış olmaları, maalesef bugünün modern şehir hayatında yaşayanlarda kuvvetle muhtemel.

    Pastanelerdeki çikolataların ve yaş pastaların; alışveriş merkezlerinde satılan kuruyemiş ve tavukların sosunda maalesef genelde içki kullanılıyor. Fakat çoğunlukla bu gıdaların ambalaj veya etiketi üzerinde 'alkol vardır' ibaresi yazılmadığı için haberiniz olmadan bu alkollü gıdaları midenize indirmiş olabiliyorsunuz.

    İçerisinde likör kullanıldığı belirtilmeyen çikolatalar 'portakallı, vişneli, kahveli' denilerek satılıyor. Fiyatlar ise normal çikolatalara oranla daha pahalı. Normal çikolatanın kilosu 20 YTL'den satılırken, likörlü çikolataların fiyatı 45-120 YTL arasında değişiyor. Tercihler ise genelde vişne ve viski likörlü çikolatalardan yana. Likörlü çikolatalar daha kısa sürede bozulduğu için, sağlık riski de taşıyor. Normal çikolata 4-5 ay, likörlü olanlar en fazla 1 ay saklanabiliyor. Yaş pastalarda ise değişik tat vermesi amacıyla rakı ve kanyak kullanılıyor. Fiyatlar ise, 22-100 milyon arasında değişiyor. Soslu kuruyemişler de, içinde alkol olduğunu bilmeden tüketilebilecek bir başka gıda türü. Bu Konuda Denetim Noksanlığı mı Var?

    Gıda denetimi, 2004'e kadar Sağlık Bakanlığı'nın elindeydi. Danıştay kararıyla son birkaç yıldır Tarım Bakanlığı ve belediyeler denetim yapıyor. Yetkilerin tek elde toplanmaması, birçok problemi de beraberinde getiriyor. İşin ehli olmayan birçok insan gıda denetimi yapıyor.

    Sağlık Bakanlığı yetkililerine göre, Gıda Kanunu'nun tekrar düzenlenmesi, mevzuatla birlikte gıda denetiminin tek elde toplanması gerekiyor. Bakanlık yetkililerine göre en önemli sorun, AB'nin alkolle ilgili mevzuatı. Çünkü mevzuata göre gıdanın içerisinde alkol oranı yüzde 1'in altındaysa, bunu etiketlemeye gerek kalmıyor. Bu, Avrupa'da kabul görse de, yüzde 99'u Müslüman olan Türkiye'de böyle bir duruma, gıda mevzuatında yer almış bile olsa, müsamaha ile bakılması mümkün değil! Halbuki, Türkiye'deki gıdalara katılan alkol oranı, ekseriya bunun da çok üzerinde oluyor.

    Etler de alkolle terbiye ediliyor!

    Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Aydın Ağaoğlu, 4077 sayılı Tüketici Hakları Koruma Kanunu'na göre gıda maddelerinde etiket kullanma zorunluluğunu birkaç yıl önce hatırlatmıştı. Ancak bu kurala uyulmadığının da altını çizmişti. Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Tebliği'ne göre, içerisinde ancak yüzde 1,2'nin üstünde alkol içeren içeceklerin alkol miktarını etiketle belirtme mecburiyeti var. Ancak bu hüküm de uygulanmıyor. Peki bunun cezai yaptırımı ne? Türk Gıda Kodeksi'nin tebliğine aykırılık oluştuğunda, etiket bilgileri yenilenene kadar gıdalara el konuluyor ve firma para cezasına çarptırılıyor.

    Alkol sadece çikolataların, pastaların, gazozların içinde yok. Lokantalarda biftek, kırmızı et, tavuk gibi gıdaların daha çabuk pişmesi ve yumuşak olması için alkolle terbiyesi yapılıyor. Fakat bu yapılırken, çoğu zaman müşterilere bilgi verilmiyor. Ankara'daki meşhur kanatçılardan biri, et ve tavukların pişirilmesi sırasında da alkol kullanıldığını şu örnekle açıklamıştı: ‘Etleri pişirirken genellikle şarap kullanılıyor. Kızartılırken çıkan ateş de bunun bir göstergesi.."

    Bu Yıl Ramazanın İlk Gününde, Şaraplı Yemek Tarifi Veren Bir Gazete

    Bu mevzuda misaller verirken, fazla uzağa gitmeğe de pek lüzum kalmamaktadır.

    Ülkemizde Ramazan'la birlikte okurlarına kuponla dini kitap veren bazı gazeteler, kendileri dinde lakayt olsalar da, tiraj kaygısıyla ayrıca Ramazan sayfası da yapıyorlar. Bu Ramazan sayfalarında oruçlu okuyuculara iftar yada sahur için yemek tarifleri de yapılıyor. Bu yılın Ramazan ayının ilk gününe girdiğimizde, Ramazan’da tirajı düşmesin diye Ramazan eki de vermeğe kendini mecbur bilen bir İstanbul gazetesinin, Müslümanlarca çok iyi tanınan dev bir gıda şirketimizin desteğinde bir derginin katkılarıyla hazırlanan “Ramazan Sofrası” adlı bir köşede, bir et yemeği tarifinde de açıkça “yarım su bardağı beyaz şarap” yer alıyordu.

    Bu, modern şehir hayatında haramla nasıl hemhal olup öylesine iç içe girilmişliğinin, Ramazan’da yemek tarifi verilirken bile haram-helal ayırımı yapılamayışın ibretli bir misaliydi.

    2006 Yılı Ramazanında Yaşanan Şok Edici Bir Gelişme

    Birkaç yıl önce, 2006 yılı Ramazanı’nda ise, en çok satan İstanbul gazetelerinden biri, “Ramazan’da şok eden bir gelişme” olarak, Tüketiciler Birliği’nin piyasadan topladığı on değişik marka gazozda TÜBİTAK laboratuarlarında etil alkol arattığını, tümünde de etil alkol bulunduğunu ilk sayfasında manşetten duyurmuş; bunun ardından, birçok internet sitesinde, hala sonu gelmiş sayılmayan uzun tartışmalar yapılmıştı.

    Bu ve diğer olayların her birinin geniş tahlillerine, yorumlarına girmeden, burada sayfaların müsaadesiyle sınırlı olarak “Müslüman tüketiciyle helal gıda arasındaki engellerin aşılması” için yapılması gerekenler üzerine kısaca dikkati çekmek daha önemli ve faydalı olacaktır. Bu konuların bazılarına, 2008 ve 2009 yıllarında İstanbul’da yapılan Uluslar arası Helal Gıda Konferanslarında verdiğim tebliğlerim ile dikkat çekmeye çalışmıştım. O tebliğlere basılı kitap, sözlü olarak da aynen kaydedilmiş halde CD ve internet ortamından ulaşılabilmektedir.

    Elbette, o Uluslararası iki toplantıda helal gıda mevzuunda söylenenlerin dışında bu konuda söylenecek çok şey vardır. Bu konuyla ilgili din âlimlerimizle fennî bilirkişilerin müşterek çalışarak, sadece bağımsız fertlerin değil, tüm Müslüman toplumumuzun meselesi olan “mahiyeti itibariyle helal gıdaların tefriki” meselesinde verimli çalışmalar yapmaları, dinî vazifeleri cümlesindendir.

    Devletimizin laik devlet yapısında oluşu, devlet vasıtası ile ve resmî görev şeklinde helal gıda tefrikinin yapılmasına manidir; fakat sivil toplum kuruluşları ve dernekler vasıtası ile helal gıda tefriki, helal gıda sertifikasyonu yapılabilir ve laik devletin memuru olsalar da mütehassıs din âlimlerimiz bu çalışmalarda diğer mütehassıs fennî bilirkişilerle teşrik-i mesaide bulunabilirler ve bu, kendileri için ihtiyarî değil; mecburî vazife ve hizmetler cümlesindendir.

    Zira, devletin laik olması, fertlerin de özel hayatlarında laik olarak yaşamasını icab ettirmez; çünkü fert laik olamaz. Müslüman fertlere İslâm’ı özüne uygun olarak yaşamaları için yardımcı olmakla görevli dinî irşad görevlilerimiz, devletimizin laik olduğunu öne sürerek bu mevzularda resmî görevlerine ek olarak yapabileceklerı dinî çalışmaları önemsiz göremez; bu mevzuda kayıtsızlık, tembellik hali gösteremez. Aksi halde -Allah göstermesin- Mahkeme-i Kübrâ’da bunun zor ve ağır hesabıyla karşılaşmaları çok muhtemeldir.

    Allah, o meşhur duada dediğimiz gibi, bizi her mevzuda ve bu mevzuda “Hakkı hak bilip ona tâbı olan ve bâtılı da bâtıl bilip ondan sakınanlardan” ve bilhassa içinde bulunduğumuz bu Ramazan ayının da feyzi ile, helal gıda mevzuunda O’nu razı edebilecek çalışmaları halis niyetle, gayretle, sabırla yapabilenlerden eylesin.” Âmin.


     
    Haber Puanlama
    Ortalama Puan: 5
    Toplam Oy: 22


    Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

    Kötü
    İdare Eder
    İyi
    Çok İyi
    Mükemmel



    Seçenekler
    Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder

    

    Gıda Raporu 2003-2017
    1024x768 Ekran Çözünürlüğünde Tasarlanmıştır
    RSS
    Her Hakkı Saklıdır İzinsiz Alıntı Yapılamaz.