MÜSLÜMANLAR !
HAZIR GIDALARINIZA LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ !
Ülkemizde,Yediklerimiz,İçtiklerimiz
Helâlmi,Haram mı? Sorularına cevap arayan kitabımızın ilk baskısının yapıldığı
1986 yılından bugüne tam 17 yıl geçti.Ancak,maalesef bir müslüman için
yediklerimiz içtiklerimiz üzerindeki HELÂL Mİ? HARAM MI? Tehlikesi ve
karmaşası henüz giderilmiş gözükmemektedir.
Bu olumsuzluğun üç ana faktörü söz
konusudur. Birincisi DEVLETTİR. Devlet,bütün vatandaşlarının maddi ve manevi güvencesinden sorumlu
olması gerekirken,müslümanlara sunulan gıda ve ihtiyaç maddelerinde dinî
güvence şartını ciddi olarak aramadığı gibi,bu maksatla ciddi bir kontrol da
yapmamaktadır.İkincisi, ÜRETİCİ, İTHALATCI ve SATICILARdır. Bu kitlenin
çoğunluğu,maalesef,islamî gayretini kaybetmiş, ya da islamî kimliğe sahip
olmayan kişilerden oluşmakta.İslamî gayreti olanlarda ise ekseriya bilgisizlik
ve dikkatsizlik söz konusu olmaktadır.Üçüncü faktör ise MÜSLÜMAN
TÜKETİCİLERdir. Kanaatimce en önemli faktör de bu kitledir.Maalesef,çoğumuz
duyarsız,bilinçsiz ve bilgisiz bir görüntü ortaya koyuyoruz.Acaba kaç
tanemiz,marketlerde alışveriş yaparken,paketlerin üzerindeki içindekiler
kısmını okuyoruz? Kaç tanemiz okuduğunu anlayabiliyor?.Kaç tanemiz gıda, ilaç
ve diğer ihtiyaç maddelerinde kullanılan katkı maddeleri hakkında bilgiye
sahip? E rumuzunun ne olduğunu,yanındaki rakkamların ne anlama geldiğini acaba
kaç kişimiz bilmektedir? Halbuki,müslümanlar olarak günde toplam olarak
tonlarca gıda ve ihtiyaç maddesi tüketiyoruz.
Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz acı
tabloyu birkaç örnekle izah etmek istiyorum.
Pekçok gıda, ilaç ve kozmetik ürünlerde
kullanılan JELATİN’i tanıyalım.Kimyasal adı Kollagen olan,tatsız,kokusuz
hayvani bir proteindir. Hayvanın kemik ve derileri birtakım işlemlere tabi tutularak bünyesindeki jelatin %80-90
saflıkta elde edilir. Toz,çubuk veya levha halinde piyasaya sürülür.Su
içerisinde ısıtılınca akıcılığı artar,soğutulunca kıvamı artar jej
görüntüsünde olur. Bu özelliği sebebi ile sanayide kıvam artırıcı olarak
kullanılır.
Gıda sanayiinde, şekerlemelerde, çikulatalı
ürünlerde, toffe, marşme low, dondurma, meyva
suyu, yoğurt, peynir, tereyağı, ayran, tatlı, pasta, reçel, marmelat, helva, tahin, pekmez, fındık-fıstık
ezmesi, yumuşak şeker, jelibon, et ürünleri gibi gıda maddelerinde
kullanılmaktadır, Ayrıca ilaç kapsüllerinde,tablet film tabakasında, şurup ve kremlerde saç, cilt ve güzellik
ürünlerinde de geniş bir kullanım alanına sahiptir
Jelatin maalesef ülkemizde
üretilmiyor. Avrupa, Çin, Hindistan, Pakistan, Güney Amerika ülkelerinden ıthal
ediliyor. Gıda ve Gıda Katkı maddeleri fuarlarında bu maddeyi ithal eden veya
kullanan firmaların pekçoğunu yakından inceledim, görüşmeler yaptım. Maalesef,
çoğunun, ithal ettikleri ya da kullandıkları bu
maddenin bir müslüman için öneminin farkında ve şuurunda olmadığını müşahede
ettim.Halbuki, jelatini ithal ettikleri ülkelerde, bu ürünün üretiminde domuzdan
köpeğe, kediden at eşşeğe kadar çeşitli hayvanların kemik ve derileri
kullanılmaktadır. Eti helal hayvanların deri ve kemikleri kullanılsa bile, kesim
şartları sebebi ile yine de müslümanın kullanması helal olmaz.
Çin, bir müddetten beri SARS mikrobu ile
kıvranıyor.İnsanlar,normalde domuz eti ile birlikte kedi köpek at ve eşşek
etini de tüketmektedir.Atais bir toplum olmaları sebebi ile kestikleri eti
helal hayvanlar bile müslümana helal olmaz. Diğer ülkelerde de benzer mahsurlar
sayılabilir.
Yılda 1.5-2 bin ton’a 5-6 milyon doların
ödendiği jelatinden başka, pekçok gıda üretiminde kullanılan MONO ve
DİGLİSERİD ve türevleri,GLİSERİN, peynir üretiminde kullanılan
PEPSİN,LİPAZ,RENNİN,MİKROBİYEL MAYALAR,ENZİMLER,ALKOLDE ERİTİLMİŞ GIDA ve İLAÇ
AROMALARI’da düşündüğümüz zaman nasıl bir kaosla karşıkarşıya kaldığımız
anlaşılmış olacaktır.
Ülkemizde,müslümanların verdiği vegilerle
faaliyetini sürdüren DEVLET de,geçimini müslüman tükecilerden sağlayan
ÜRETİCİ,İTHALATÇI veSATICI FİRMALAR da mutlaka bu kaosu önlemelidirler.BÜTÜN
GIDA VE KATKI MADDELERİ MÜSLÜMAN İNANCINA GÖRE MUTLAKA GÜVENCE ALTINA
ALINMALIDIR.
Müslüman tüketicilere gelince,hem
bilgilenmeli,hem şuurlanmalı ve hem de hakkını arayacak dirayete ulaşmalıdır.