 |
Site İstastiği |
 |
|
şu ana kadar 68452423 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003
|
|
|
 |
| |
Gönderen:huseyin Tarih: 07/07/2016 07:46
TÜM İNSANLIĞIN YAŞAM SİSTEMİNİN STANDARTI “HELAL VE TAYYİB YAŞAM STANDARTI”(HTYS) OLACAKTIR.
Yüzelli yıldır Batı modernitesi kontrolunda kalmış bütün insanlık ve İslam alemi yaşamak zorunda bırakıldığı yaşam sistemini değiştirmek ve kendi inanç sisteminin isteğine uygun bir yaşam sitemini en kısa zamanda oluşturmak zorundadır.
Bu yaşam sisteminin adı kısaca HELAL VE TAYYİB YAŞAM SİSTEMİ’dir. Bu adı Allah (CC) Kutsal Kitabımız’da bildirmektedir. O halde bütün insanlığın, özellikle Müslüman ümmetin yeni yaşam sisteminin standardı Helal ve Tayyib Yaşam Standardı(HTYS)olmak zorundadır.
“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve tayyib olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara 168)
HELAL VE TAYYİB BİR YAŞAM YOLUNDA YÜRÜMELİYİZ.
Yıllardır, GİMDES olarak, bu asırda İslam Ümmetinin maruz kaldığı sıkıntılar uzun uzun anlatılmaya çalışılmıştır. Bu sıkıntılardan kurtulma yolunda en eski ve en yaygın uluslararası kuruluş olan WHC İslam Ümmetinin yüzyıldır kaybettiği Halal ve Tayyib yaşam tarzına dönüşünü sağlamak azmi ile mesuliyet yüklenmiştir.
Görünen o ki İslam Ümmetinin bu dağınıklığından ve şaşkınlığından kurtulup kendine dönmesi için günlük yaşantısına musallat olan emperyalist ve gayrimüslim moderniteden kurtarılması elzemdir.
DÜNYAYI BUGÜN YÖNLENDİREN KÜRESEL KURUMLAR
Gıda ve Tarımda: FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü), Sağlıkta: WHO (Dünya Sağlık örgütü), Siyasette: UN (Birleşmiş Milletler), Güvenlikte: NATO (Kuzey Atlantik Paktı), Ticarette: WTO (Dünya Ticaret Örgütü) , Ekonomide: IMF (Uluslar arası Para fonu), Yargıda: ICC (Uluslar arası Ceza Mahkemesi ), Çevre de UNEP (Dünya Çevre Programı), Ürün kalitesinde ISO vs. Gibi bu kurumların hepsi de gayrimüslim ve emperyalist devletlerin emrinde.
Bu kurumların belirlediği kriterler ve standartlarla insanlar hayatlarının büyük bir kısmını idame ediyorlar. Eğer bu kötü gidişe Müslümanlar karşı bir eylem ortaya koyamazsa, yarın bu kurum ve standartlar daha da artarak bütün dünya insanlarının, yiyeceklerini, zevklerini, hayat biçimlerini ve şartlarını daha da yoğun bir biçimde belirlemeye devam edeceklerdir.
Küreselleşmede bu hızlı gelişmenin en mühim problemi bu kurumlardaki semboller ve kriterler genellikle bize ait olmayan anlayış ve kültürün tek rengini içermesidir.
Oysa dünya; başta İslamla birlikte çeşitli dinleri, inanç biçimlerini paylaşan toplulukları, grupları vs. ile çok renkli görüntü arz etmektedir.
Her renk bu sistem içerisinde yerini almak istemektedir. Özellikle dünya nüfüsunun ¼ ünü teşkil eden İslam Ümmetinin önemli bir yeri olması gerekirken ismi bile geçmiyor
Pazara arz edilen gıda ürünlerinin adeta tamamı bu tek taraflı küresel standartlara, kriterlere, işletim sistemlerine, denetim sistemlerine ve proseslerine göre sertifikalandırılmaktadırlar. Oysa özel hayata inildiğinde çok farklı kriterlerin yaşam bulduğu görülmektedir. Dinlerin kendi toplulukları içerisinde özel hassasiyetleri olduğu bilinmektedir.
Küresel standartlar, kriterler, prosesler, ve denetim sistemleri, geleneksel ve dini hassasiyetleri dikkate almamaktadır. Tüm dünyadaki marketlerin raflarını dolduran ürünlerin bir tanesi dahi İslam inancının isteğine göre dizayn edilmemiştir.
Örneğin Alkolsüz içecekler kriterine göre 3 g/L. den az alkol içeren içecekler birçok batı güdümlü Gıda Mevzuatında ‘Alkolsüz İçecek’ olarak tasnif edilmekte, üretimine ve satışına izin verilmekte, etikette de alkolsüz içecektir diye yazılmaktadır. Oysa İslam dininde Alkol için azı da çoğu da haram diye nitelendirildiğinden, bu kriterle üretilmiş bir ürünü bir Müslüman normalde tüketmeyeceği gibi, bu olay Müslüman birey için diğer küresel standart ve kriterler hakkında olumsuz bir önyargı veya tereddüt oluşturmaya neden olmaktadır.
Mesela, mayalı ve jelâtinli gıdalara; tıbbi ve kozmetik ürünlerine karşı, hammadde kaynaklarının, domuz veya alkol olması ihtimalinden dolayı, Müslümanlar arasında giderek artan büyük bir tedirginlik yaşanmaktadır.
Çünkü İslam âleminde hammadde olarak domuz ve alkole karşı, miktara bağlı olmayan, özel bir hassasiyet mevcuttur.
Küresel üreticiler (çok uluslu şirketler) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi küresel kurumlar ise ‘Alkolsüz içeceklerde de olduğu gibi ‘tüketici çeşitliliğinin’ spesifik ölçü ve değerlerine karşı hassas davranmadıkları bilinmektedir
ORGANİK TARIM BATI DÜNYASININ EN MASUM PROJESİ
Bu projede tohum irdelenmez. Ancak tohumun ekiminden hasadına kadar olan süreçte, kullanılan girdiler (gübre, ilaç kimyasallar vs) ,kullanım dozu ve zamanları ve üretim koşulları ve prosedürü belli kural ve kriterlere göre düzenlenir. Bu proseste şehir atıklarının ıslahından elde edilen kompost gübreler, mezbahaların kan, tırnak vs. atıklarının ıslahı ile elde edilen organik gübreler Yani tohumun ve Embriyonun kaynağı sorulmaz, gübrenin organik olması yeterlidir ama kaynağı domuzdan mı, tavuktan mı sorulmaz sadece kimyasal olarak temizliği denetlenir.
Yine bu tek taraflı küresel kurumların geliştirdiği , en ideal küresel denetim sistemi olarak isimlendirilen Kritik Kontrol Noktaların Analizi (Hazard Analysis of Critic Control Points) ‘HACCP gıda güvenliği’ denetim sistemi. Bu sistem restoran gibi hazır gıda arz eden kurum ve market, süpermarketler gibi perakende gıda satış yerlerini denetleyen bir gıda güvenliği sistemidir. HACCP denetim sistemi işletmelerde et kesimine besmele ile başlanıp başlanmadığını sorgulamaz böyle bir zihniyeti de yoktur. Et üretiminde hayvanın kan akıtılarak mı kesildiği yoksa şok öldürmelerle mi etinin alındığı ile ilgilenmez, sadece biyolojik, kimyasal ve Çevresel temizlik ve güvenlik kriterlerine göre denetimler yapar. Oysa Müslümanlar için hayvan kesiminin besmele ile yapılması ve kesimden sonra kanın akıtılması önemli bir husustur
Helal et üretim kriterleri, hayvanın kesim şeklinden, besmele ile başlanmasından, tavukların ıslak veya kuru yolunmasına kadar bir dizi diğer küresel ve yerel sertifika kriterlerinde olmayan çok özel usul ve kuralları içermektedir.
*Helal-Haram kriterleri görülüyor ki Organik Tarım Prosesinde olduğu gibi çağın en gelişmiş gıda denetim sistemi olduğu lanse edilen HACCP gıda güvenlik sisteminin de ötesinde bir güvenlik filtresi oluşturmaktadır
Küresel kriterler Musevileri de tatmin etmiyor olmalı ki kendilerine ait hassasiyetler çerçevesinde KOSHER gıda sertifikası ile gıda ürünleri üretmekte ve Musevi tüketicilerin arzına sunmaktadırlar.
*İşin garip tarafı Müslüman öğrenciler, öğrenim gördükleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) veya Avrupa Birliği (AB) devletleri gibi gayrı Müslim ülkelerde helal sertifikalı gıda bulamayınca KOSHER Sertifikalı gıdaları tüketmek zorunda kaldıklarını dile getirmeleridir.
Bu durum bile uluslar arası serbest dolaşan gıda ürünlerinde Müslümanlar için Helal Gıda Sertifikasının zaruretini ortaya koymaya yetmektedir ve bir ölçüde de bütün Müslümanları ilgilendirdiği gibi aynı zamanda sorumlu kılmaktadır.
*Öyle ise her mümin, her Müslüman kurum ve kuruluş bu konuda üzerine düşeni yapmakla yükümlüdür
Bugün dünya üzerinde 2 milyar Müslüman yaşamaktadır. Neden onların da yukarıda saydığım kurumlara benzer kurumları yok? Bu can alıcı soruyu hepbirlikte birbirimize sormalıyız.
Yüz yıldır Batı mantalitesi kontrolunda kalmış İslam alemi yaşamak zorunda bırakıldığı yaşam sistemini değiştirmek ve kendi inanç sisteminin isteğine uygun bir yaşam sitemini oluşturmak zorundadır.
Bu yaşam sisteminin adı kısaca HELAL VE TAYYİB YAŞAM SİSTEMİ olacaktır. Bu adı Allah (CC) Kutsal Kitabımız’da bildirmektedir. O halde Müslüman ümmetin yeni yaşam sisteminin standardı da Helal ve Tayyib Yaşam Standardı(HTYS) olacaktır.
|
|
| |
 |
Haber Puanlama |
 |
|
Ortalama Puan: 5.0 Toplam Oy: 4

|
|
|
 |
|
|