 |
Site İstastiği |
 |
|
şu ana kadar 68452992 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01/02/2003
|
|
|
 |
| |
Gönderen:huseyin Tarih: 10/05/2015 22:09
KENDİNDEN MENKUL BAZI FETVACILAR DİYOR Kİ...
“Helal sertifika sektörü İslam Fıkıh felsefesinden daha çok yahudi fıkıh felsefesini çağrıştırıyor.”
Bu, kendinden menkul bazı fetvacıların büyük bir bühtanı ve büyük bir ithamıdır. Mantıklı bir temelden yoksundur. Bile bile müslüman tüketicileri, gayrimüslim modernite şartlarındaki egemen global dünya üretim sistemine, çaresiz teslim etmek demektir.
Tarihteki gibi eksiği ile fazlası ile kendine ait bir devlet ve kendi inancından kaynaklanan bir düzende şüphesiz Helal sertifika gibi bir konu gündeme gelemezdi. Yahudiler de sabit bir coğrafyada yaşasalardı belki de kosher uygulamasına gerek görmeyebilirlerdi. Ya da sadece hahamın kutsaması gibi dini bir ritüel durumunda kalabilirdi. Ancak tarih boyunca başka egemen toplumların bünyesinde yaşamak zorunluluğu bütün insanlarda mevcut olan koruma içgüdülerini otomatik devreye sokar. Böyle durumlarda bu iç güdü devreye giremiyorsa, zaten ferdin ve toplumun o konudaki duyarlığı, olmazsa olmaz inancı dumura uğramış demektir. O ferdin veya o toplumun kosher hassasiyeti gibi bir özelliği de söz konusu olamazdı.
Müslüman topluma gelince uzun asırlar tarih boyunca böyle bir gereksinme duymamış. Çünkü o dönemlerde bulundukları coğrafyalarda azınlık duruma düşmemişler. Kendilerine ait inançlarına doğrudan bağlı bir düzen iiçerisinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bu sebeple Helal sertifikalama gibi bir düzene gerek görmemişlerdir. Fakat bugün bulundukları coğrafyalarda ister çoğunlukta bulunsunlar ister azınlıkta bulunsunlar kendilerine ait, kendi inanç sistemlerine bağlı bir devlet yapısından yoksun oldukları gibi bulundukları toplumlarda da 3.sınıf muamelesi görmektedirler.
Üstelik, gayrimüslim batı, bütün dünyada kültürel, ekonomik ve siyasi bir güçle globalizim silahını yaygın hale getirmiş ve her tarafta egemen olmuştur. Yüzıldır süren bu uygulamalarda müslüman toplumlar bütün engellemelere ve soy kırımlara karşı inanç sisteminden vazgeçmemiş, inanç sisteminin sigortaları durumunda olan helal yiyip içme , helal yaşamlarını sürdürme istekleri, onların imani bir sorumluluğunun gereği olarak tezahür etmiştir. İşte bu sebepledir ki, her bir müslüman kendi başına çözemiyeceğini düşündüğü, helal lokma güvencesini sağlayabilecek Helal sertifikalama sistemi için, güvenilir bir bilirkişiyi görevlendirmek istemesi onun imani bir vecibesi olarak ortaya çıkmıştır.
|
|
| |
 |
Haber Puanlama |
 |
|
Ortalama Puan: 5.0 Toplam Oy: 9

|
|
|
 |
|
|